KİTAPLARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİTAPLARIM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2022

Zaman şu ara çok hızlı geçiyor gibi geliyor. Belki sebebi ev işleriyle olan barışıklığımızdır. Bir de araya bir takım elişi uğraşılar girince zaman yetmiyor. Balkon Ekim'in de gelişiyle biraz daha serinlediği için kitap sezonumu da açtım. Proust'a kaldığım yerden devam..
Bir süredir denenecekler dosyasında kayıtlı bu telefon çantasını ördüm dün sabah. Aynı gün de hemen kullandım. Epey işlevsel geldi, severek kullanacağım gibi görünüyor.
Bohemian motiflerle bir başlangıç yaptım, yarın öbür gün bir yastık olup çıkıverir ortaya büyük ihtimal.
Şu dönem yazlık sebzelere yeterince doymuş ama kışlıklara başlamak içinde çok hazır hissetmiyorum. Lahana, pırasa, karnıbahar tezgahlarda ama biraz daha beklesin tüm kış onlarlayız zaten. Biraz kısıtlı bir dönem bende Yağmur'un kulaklarını çınlatıyorum bu mercimek salatasını yaptkça. Onda yemiş çok sevmiştim şu ara çok kurtarıcı bir seçenek. İyi haftalar...

23 Ağustos 2022

Sağlıksız diyerek sık tüketmediğim kek, kurabiye ve börekler bazen öyle bir istekle geliyor ki çare kalkıp bir şey yapmak veya azıcık alıp tüketmek oluyor. Burada adeta bir kurabiye ilhamı geldi desem yanlış olmaz biraz tereyağı ve şekerin başaramadığı hayal yok gibi. Vişne ve limon kabuklu. Tamamen elimdeki miktarlara göre şekillenmiş karabuğdaylı vişneli kurabiye.
Mutlaka yapmalısınız diyemiycem ama benim ki bu defa güzel tuttu, hayalimdeki gibi oldu çabucak da bitti.
Bu motiflerden denemek istediğim bir çanta daha vardı ama araya mecburi bir istirahat girdi.
Yürüyüş güzergahım üstünde ki pisilerden, bazıları öyle cana yakın oluyor ki uzaktan sevmene razı olmuyorlar gelip sokuluyorlar yanınıza. Bu uzaktan sev diyen.
Gün güzelleştiren dostlar eksik olmasınlar hiç... Çok mutlu oldum çok...
Merakla beklediğim kitabın çıktığını duyunca hemen edindim. Çabucak da okudum. Yine harika satırlar dile getirilmesi zor duyguların satırlara dökülmüş halleri çok beğendim hatta tadı damağımda kaldı.
Zorunlu istirahatte son üç gün. Takvime her gün çizik atıyorum. Siz siz olun başparmağınıza fazla yüklenmeyin.

22 Mart 2022 "İyi ki..."

Sabah aydınlık güneşli başlayıp birkaç saat sonra uçuşan kar tanelerine sonra da tekrar güneş ışıklarına bıraktı yerini. Ankara'nın havası kadar kararsız bir hava daha vardır muhakkak.
Örmelere devam. Tahtaya vuruyorum, öreyim örmem lazım. Bazen iyi geldiğini bildiğim halde yapamadığım çok oldu. O yüzden şimdiye seviniyorum.
devam... devam...
Tabiatında sarkmak olan çiçekleri lütfen engellemeyiniz. Ben böyle bir hata yapmıştım bu evde, sonra ta dolabın tepesi demeden koydum yukarıya, çok geçmedi hemen uzamaya başladı. Baktım sarmaşık da durum bu hemen boncuk çiçeğini de astım ya sevecek coşacak veya tam tersi göreceğiz, çünkü burası epey güneş alıyor hemde kavururcasına,  olmadı sarmaşığın öteki yamacına da seni alırım boncuğum.

Bir kitap geriden gelsem de olsun azmettim seriyi tamamlayıp bitireceğim. Aslında bir inat değil bu, kitabı çok sevdim. Bence çeviri çok iyi ve anlaşılır. Bazen ne okuduğumu anlamadığım kitaplar olmuştu bu durumda devam etmiyordum.  (Kitap; Marcel Proust / çeviren; Roza Hakmen)
Bu çantanın da ikinci baskısı. Kendime söz verdim bu son :)

Bugün tam 15. Yıllar geçiyor, ben yaşlanıyorum. Sanki büyümemen gerekiyormuş gibi kabullenememe durumları var bende. Zamanı tutamıyorum. Artık bu minnak çocuk değil benim boyumu da aşan kocaman bir delikanlısın. Minnak günlerden bişeylerin aklımdan geçmediği bir gün yok özlüyorum çünkü, bu yaşları es geçmiyorumdur inşallah, belki birkaç zaman sonra da bu günleri anar dururum, çünkü ben hep biraz geriden geliyorum. Öyle kolay bırakamıyorum eskileri. Daha nice güzel ve sağlıklı yaşlarını görürüz umarım canım oğlum...

16 Mart 2022

Ankara bir bahar, bir kış devam ediyor Mart ayına. Sabah gözümüzü bir açıyoruz yerler beyaz neyse ki kalmıyor artık. Dün de gün güneşle ışıl ışıl yıkanırken ayazı da ben buradayım diye feci hissettiriyordu. Kitap almaya gittim sabah Çınar'a. Yolda ısınıp keyif yapan kedilere özendim, o gözlerini yumup rahatlayışları ne güzeldi, farkettirmeden çekmeye çalıştım. Kimse bozmamalı böyle bir keyfi.
Üzüm sümbülleri çıkmaya başladı. Seneden seneye açan fide sayısı azalıyor gibi, ya da ben acele ediyor olabilirim biraz daha bekleyip göreceğim.
Geçen yaz sonu, zamanı dışında yana yakıla aradığım turuncumsu renk sardunyam artık var hatta iki ton, şimdi sırayala tomurcuklanıp açmalarını seyrediyorum.
Örmesiz gün yok gibi. Şu ara tahtaya vurayım fena gitmiyor. Bir öresim var yani. Öyle ki ördüklerim hep gitti. Bu kesin benim desem de, nasılsa tekrar örerim diyerek elden çıkardım hep. Neyse ki tekrar örüyorum. Bir de farklı motfilerle denedim bu çantayı, az bir işi kaldı. Galiba benim bu :)
Bir tane daha denedim. Pinterestte azcık farklısını görünce bir de onu deniyorum. Bu hacimce biraz daha büyük. Ama yaz günü çok işime yarayacak diye düşünüyorum. Kitabını termosunu at modu.
Güneş demek balkon demek, balkon demek kitap demek. Evet hala aynı yerdeyim birkaç sayfa ilerlemişimdir ancak ama bir kaç gündür hava güzel ve ben biteceğine inanıyorum.

3 Mart 2022

Tam bahar geliyor sinyaller veriyor derken hooop tekrar kar-kış. Artık nasıl bir özlemse baharı bekleyiş o derece işte. Bugün bata çıka gittim her yer bembeyazdı. Tepemde ki ağaç kar kütlelerinden iyice yere sarkmıştı. Kaldırdığım botları bu sabah yeniden çıkardım.

Tek tük balkonda bile oturmaya başlamıştım. Hatta kitabımı uyuklamadan en iyi orada okuyorum. Görülen o altta ki kısım kaldı ama hala üçüncüye geçemedim.
Tamamlanmış tek iş bu cüzdan oldu. Motifler yapıyorum sıkıldıkça. Balkondaki sümbül açtı, sıra üzüm sümbüllerinde onları bekliyorum dört gözle. Geçtiğimiz yıl fotoğraflarına baktım Mart'ta açmışlar.
Sabah otobüs kullandım. En merak ettiğim şey kalkan pandemi kuralları doğrultusunda neler olacağıydı. Genelin büyük çoğunluğu maskeye devam ediyor gibiydi, rastladığım bir kişi maskesini çenesine indirmiş kalabalık sayılabilecek ve açık cam olmayan otobüste ağzını açıp oturdu. Ne halimiz varsa göreceğiz sanırım, durum onu gösteriyor. Bari cam açılsın, açık camlar kapatılmasın!. Yıl 2020 ve savaş. Tahammül edilebilir bir şey değil. Direnişleri ve savunmaları ise takdirlik. Söylenecek şey çok ama ben uzatmayacağım hiç bir işe yaramasa da fazlasıyla söyleniyorum zaten.Yine dört tarafımız kötülüklerle dolu, ah zeytin ağaçları diyorum sonra bitmiyor ki....

7 Aralık 2021

Bir sürü dikiş işi hazırladım. Şu makina açma tembelliği yüzünden, hazır açmışken de ne varsa çekilecek hepsini çektim sadece elde yapılması gereken kısmı kaldı. Bu kısımda biraz parmak zayiatı olsa da iyleşince yeniden kaldığım yerden devam edeceğim. Bir yer yaptı mı iğnenin tersi aynı yere batar durur nasıl bir şeyse artık sızım sızım sızlayan parmağım geçtiği an birde pazen patch çanta var onu fotoğraflamamışım hemen onu bitirmek istiyorum.
Bu çılgınlar gibi saldırış zaman zaman elişlerinde doruk noktaya ulaştığım nadir anlardan. Meşguliyetin tadını çıkarmam lazım. Her zaman hem istek hem özveri yanyana nadir geliyor.
Pek çok cüzdan, pek çok tutaç hazırladım. Kimisi satılıyor, kimisi de hediye olarak elimin altında hazır olması iyi oluyor.
İlk kitabın bitişine sadece bir gün kaldı. Şimdi hem el işinde atağa kalkıp hem de kitabıma vakit ayırmam zaman zaman sıkıntı yaratsa da neyse ki yetiştirdim.
Birde atkı olayı var. Arada iki de şiş dürtüyorum, yine her telden.
Fotoğraflayamadığım hırkam. Yıkadım neyse ki çekmedi, biraz ondan çekiniyordum zaten minicik bir de çekerse diye, gerçi en kötü eteğe ve kollara ekleme yapılırdı.

1Aralık 2021

Sürekli bir silkelenme ve olumsuzluk, bunalmışlık içinde akıp giden o sele kapılmama çabası içindeyim. Biliyorum oldukça meyilliyim kararmaya, herşey çok kötü-beter deyip onların içinde kaybolmaya. Ama bu defa istemiyorum bunu, azıcık özgürlüğü tatmış sonrasında tutsak olmayı kabullenemeyen biri gibi. O yüzden zorluyorum. Dün okuduğum kitabımda eksik kaldığım tüm sayfalarımı tamamladım. Mızmızlandıkça sayfaların çoğaldığını hissettim. Oysa önyargısız ve toparladığım ilgimle başına oturunca ne güzel de devam etti. Bol bol hayal kurduran bir kitap zaten. Betimlemeleri çok canlı ve o kadar detaylı ki istemeden gözünüzün önünde beliriveriyor resimler. Kararlıyım bugün de aynı tempo devam edip geri kalmayacağım artık.
Gelelim mini hırkaya. Aslında bu yıla kadar hep battaniyesini, çantasını, kırlentini, cüzdanını, atkısını yapmış ama iş giyinmeye gelince pek sıcak bakmamıştım. Geçtiğimiz yıllarda farklı motiflerin oluşturduğu bir yelek denemem olmuştu o kadar. Bu günlerde bu motifleri örüp üstüme giymek konusunda müthiş bir istek gelişiverdi. Önüme her çıktığında gözüm kalıyordu. Bende bu hafta zaten 36 tanecik olan motiflerle başladım. Bugün de kolları tamamlarsam bitiyor, o kadar hızlı örülen bir hırka. Bu kadar kısa olsun mu? ön kısmına birkaç sıra ekleyeyim mi? henüz karar vermedim. Üzerinde illa ki oynayıp birşeyler değiştireceğimdir, genelde öyle olur ama bilmiyorum. 
Bu ise yorumsuz…

 "İnsanı en çok yaralayan şey fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal ısrıraptır." Psikiyatrist Viktor Franki