TATİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TATİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2017

Bu yılki yolculuğumuzda yolun ilk sürprizi bu güzel ayçiçek tarlası oldu.
Bu yıl Datça'ya ikinci kez geldik. İlk yılda da çok memnun kalmış ama doyamamıştık.
Burada resim çekmelere doyamadığım tek yer tabiki begonvilli olan heryerdi.
   
Karayolu ile ulaşılamayacak yerler için bu yıl Selimiye turuna katıldık, teknenin sondan bir önceki koyda arıza vermesi dışında herşey çok güzeldi, neyseki önce bir tekne sonra da jetski yardımıyla Aktur'a ulaştırılıp oradan da minibüslerle Datça'ya geldik.
 
Datça'da dondurmada tek adresimiz tabiki Çınar dondurmaydı. Adının da bunda payı var tabi :) ama dondurmamızı hijenik bir şekilde eldiven kullanarak vermeleri bir diğer tercih sebebimizdi.

Oldukça küçük, sahil kıyısını yorulmadan bir uçtan bir uca gezebildiğiniz şirin bir yer. Her akşam sahile kurulan masalarda keyifli akşamlar yaşamak mümkün. Bunun dışında yemek için bizim en çok tercih ettiğimiz yerler "Zekeriya Sofrası" oldu burası ev yemekleri yapıyor, oldukça kalabalık ve rağbet gören bir yer, buna rağmen her zaman aynı kalite ve lezzette yemekler sunuyorlar. Bir diğer adres de  "Amisos Pide" burası Samsun pidecisi lezzetli pideleri, kendi yaptıkları ayranları ile muhteşem bir yemekten sonra da demirhindi şerbeti ikram ediliyor.

31 Ağustos 2016

 
Kısa bir mola....

Şimdi..

Şimdi ev temizleme zamanı, şimdi seleler dolusu çamaşır yıkama, örgüme tığıma dönüp Ankara'ya adapte olma zamanı.. ;)

Pazarlar

Ayvalık Perşembe pazarını kaçırmak olmaz, hem sebze-meyve hemde ne arıyorsanız onu bulabileceğiniz sokaklar boyu pazar tezgahı.
En ilgimi çeken şey elbette eski işlemeler, kaneviçeler, örtüler..
Bit pazarındaki objeler, emayeler... sıcağa rağmen gezmeye doyamadığım yerler.

25 Ağustos 2014

Herkese merhaba, güzel bir tatili geride bırakıp evimize kavuştuk. Tatil ne kadar güzel olursa olsun sonunda evim güzel evim demeden edemiyor insan.
Bu yıl tercihimiz yine Ayvalıktan yanaydı. Bir kere gönül verince kolay kolay başka seçenekler yaratamıyorum, yaratsamda o keyfi ve mutluluğu yakalayamıyorum. Bugün çok ciddi şekilde biz ileride buralı olalım diyebiliyoruz. Tatil gezimize önce Cunda'dan restorasyonu yapıldıktan sonra çok merak ettiğim Taksiyarhis kilisesinden başladık. Daha önceki gelişlerimizde harabe şeklinde olan kilise şimdiki görünümüyle bizi hem çok şaşırttı hemde çok sevindirdi. Giriş kattaki şeffaf zemin ilginçti,
Müzenin ikinci katındaki oyuncaklar Çınar kadar beni de çok cezbetti,
Sokaklar her zamanki naifliği ve güzelliğiyle karşılıyordu insanı, arşınladıkça arşınladık..
Daha önceki ziyaretlerimizde zaman kalmayan Sevim ve Necdet H. Kent kitaplığını gezme fırsatımızda oldu, tırmanılan yerde muhteşem bir manzara,
Cafesinde de enfes buzz gibi limonatalar vardı. O eşsiz manzara eşliğinde, insanın kalkıp gitmek istemeyeceği türden bir yerdi.
Kitaplığın girişinde verilen bilgiye göre; eskiden burada bir şapel varmış ve büyük ihtimalle manastıra un sağlayan bir değirmene ait temel taşlar bulunup, bölgeye ve dönemin özelliklerine göre inşa edilip duvarlar tekrardan oluşturulmuş, değirmen mekanizması yokmuş şu an ofis ve mutfak olarak hizmet vererek turizme kazandırılmış Rahmi Koç tarafından.

İnişe geçilen sırada, hiçbir sokağı atlamadan görmeden geçmeyelim diyerek tekrar harekete geçtik,
Heryerde göz okşayan birşeyler vardı.
Adadan dönüş vakti gelmişti, saat başı kalkan teknelere yetişmeden önce saklızlı dondurma ve meşhur lokmadan sonra istikamet Ayvalık-Sarımsaklı'ya.

Zeytinyağı "Fabrika - Müzesi"

 Son durak Küçükkuyu Adatepe zeytinyağı müzesi oldu.
Müzeyi gezdikten sonra müze dükkanından buraya özel yağlarımızı, sabunlarımızı aldıktan sonra dönüş yoluna  koyulduk. Tatile doyum olmaz tabi bu yıllık bu kadardı.
Not; Pek çok şey gibi yorumları da epey ihmal ettim cevaplayamadığım yorumlar için özür dilerim. 

Asos


Asos merak ettiğimiz yerlerdendi. Özellikle denizin Asos'a inen yollardan görünüşüne hayran kaldık. Yeşil ile mavinin tarifsiz rengi. Tepeden gördüğümüz görüntü karşısında illaki denize gireceğim diye tutturan Çınar'a onu memnun edecek şekli bulmamız epey zor oldu. Çakıl taşlı ve bol kestaneliydi.
 Burada yediğimiz dondurmayı hiç unutamayacağım gerçekten nefisti.
Aslında ne çok anlatacak şey vardı zaman aşımınından bir kısmı uçup gitti, biriktirdiklerimi bir çırpıda anlatıp bitirecek sonra da günlük tempomuzu yakalamaya çalışacağım.

Cunda

Buraya kadar gelip tekrar bir Cunda adası gezmesi yapmazsak olmazdı tabi.
Arka sokaklarda bulduğumuz küçük bir lokantada öğle yemeği molası, taze badem ve bol bol sakızlı dondurma eşliğinde Cunda'nın sokaklarını arşınladık bir kere daha.
Bulduğu her kabukta dalgaların seslerinin izini sürdü kuzu. İnsanlar mutlu, hayvanlar mutlu..