20 Ocak 2020

Yazıma profil güzelimle başlayayım. Cumartesi günü adeta ısıran ayaz, Pazar sabahtan uçuşan kar taneleriyle bir nebze kırılmış gibiydi. Hatta çok az da yağdı ama yine ardından hiç yağmamış gibiydi.
Bu kadar çok desen kullanınca bir desen defteri şart oldu. Çınar'ın kitaplığını temizlerken geçtiğimiz yıllardan azcık kullanılmış kareli bir defteri saklamıştım. Döktüm ıvır zıvırları kapladım yapıştırdım bir defter yaptım. Şimdi desenleri geçirmem lazım henüz fırsat olmadı.
Çok sıkı tempoda örgü örünce biraz hafifletmek, kısa molalar vermek adına araya defter yapmak, kitap okumak, atkıdan bozup yelek yapmak gibi bir takım işler yarattım kendime. Kitabımı sevdim. Hafif, rahat okunan bir kitap, hep bilip nedense yapmadığımız illa ki arada bir söylenmesi, bizim de işitmemiz gereken şeyler.
Yakın zamanda bir mısır ekmeği kaçamağı daha yaptım. Kaçamak diyorum çünkü evde benden başka hayranı yok. Yani o tepsi tümüyle bana kalıyor.
Geçtiğimiz günlerde bir süre önce ördüğüm atkımı bir türlü hoşuma giden şekilde kullanamayınca derhal sökülüp aklımda ki bir diğer işe dönüşmesi kaçınılmazdı. Bir çok motif hazır olunca yelek çabucak bitiverdi. Atkı olarak kullanılmıyorsa, kullanacağım başka birşeye dönüşmeliydi. Evde ufak bir yığın, gereksizce bir köşeyi işgal eden hiçbirşey olmasın çabasındayım. Belli periyotlarda dönüşümlü derleme-toplama-dönüştürme işlemleri hiç aksatmaksızın devam ediyor. Aynı şekilde alınacak şeyde enine boyuna düşünülüp gerçekten gerekiyorsa alınıyor. Gereksize yer yok.
Son biten çoraplardan. Her çorapta yeni bir deneyim.
İyi haftalar..

16 Ocak 2020

Dört bir yanımız çorap, artık evdekilerde işkillenmeye başladı, bu kadar çorabı ne yapacağım veya bu olaya ne zaman son vereceğim konusunda. Malum yarıyıl tatilinde son hafta, oğluş bunca yılın deneyimi ile artık son hafta okula gitmeyi şiddetle ret edince, boş vakitlerim son bulup, benim için 7/24 mutfak mesaisi başlamış oldu. Ah birde mutfağı sevsem, sevebilsem. Sağlık ve hijyen takıntım olmasa mutfağa girip birşeyler yapmazdım sanırım. Bu da yetmezmiş gibi iki gün full devam eden migren de eklenince tam oldu. Çok şükür bu gün gözlerimi açabildim. Bu arada mutfaktan arta kalan vakitte ve adeta kafatasımdan fırlayıp çıkacak gibi olan baş ağrıma rağmen gözüm örgülerdeydi.
Uzun bir aradan sonra beni uzun uzun oyalayan farklı bir iş bulmuşum, bırakamıyorum. Epey de ip almışım o ilk çorap heyecanıyla, örüp duruyorum. Özellikle desen yapmayı çok sevdim. Şu son birkaç gün epey bir soğuk, dün ilk defa kırmızı örgü çoraplarımı giydim. Kullanıma almak daha da mutlu etti beni.
Her güzel şeyin bir sonu var, bunu da bildiğimden çorap macerasından sonra aklımda Hilal hanımın yeleği var. Bir kere denedim, biraz ufak oldu, şimdi tam kendi ölçüme göre yapabilmeyi planlıyorum. Granny squarelere dönüş yakında...

13 Ocak 2020

Yine mi? evet yine çorap. Bu defa farklı bir teknik ile. Öncelikle hem örülüşü hemde duruşu açısından daha çok sevdim. Beş şişe daha yakın bir görünüş gibi geldi. Aklıma takılan tek şey dikiş altta olacağı için acaba rahatsız edermiydi? ama hiç etmedi. Özellikle ilmek ilmeğe ince bir dikiş neredeyse hiç farkedilmiyor. Şimdi de bu yöntemin versiyonları var aklımda daha renklisi, farklı desenlisi derken sayın blog birkaç post daha çorap görmeye hazır olunuz..
Haftasonu browni günü idi.
Bir de kendinden desenli iple örmesem olmazdı. Yeni haftanız güzel olsun...

10 Ocak 2020

Bir süre uğramazsam çok özlediğim yerde yani Ulustaydım. Hava serin ama pırıl pırıl güneş olunca kararsızlığım geçti ve attım kendimi sokağa.
Eğer sokaklarında yürürken kafanızı kaldırır ve yukarılara dikkatli bakarsanız çok güzel mimari binalar olduğunu görebilirsiniz. Keşke daha çok korunsa o güzel, yılları devirip bugüne gelmiş yapılar. Öylelerini gördükçe hayranlıkla izledim. Günümüz yapılaşması biraz bu geçmiş modellerden ilham alsa ne güzel olurdu.
Suluhan'da da kısa bir tur atıp oradan Kale'nin yolunu tuttum. Birkaç yere uğradıkta sonra Pilavoğlunda mola vermek istedim. Hana girer girmez ilk gözüme bu saksı çarptı. Çocukluğumda bizim camda da vardı. Üşümüştüm ama onu görünce tuhaf bir ılıklık oldu içimde, hatta ah keşke benim olsa dedim..
Sıcak bir sahlep içtim sobaya karşı. Çok güzel yanıyordu. Dinlendim, soba nostaljimi de yapmış oldum.
Cafe Borgess'in her zaman ki gibi sıcak ve huzur veren bir ortamı vardı. Dönüşte Hamamönünden çizdim rotayı ara sokakta bizim işler göz kırptı. Orada da giydirmişler bir ağacı.
 
Dün akşam üçüncü çift çorabımı da bitirmenin mutluluğu içindeyim. Şimdi Zeynep hanım'ın modelini başladım. İki şişle çorap yapımının fotoğraf ve açıklamalaı için bloğunda buraya bakabilirsiniz. Çok güzel yazmış, anlatmış. Benim teknik ise buradan
 Haftasonunuz güzel olsun....

8 Ocak 2020

Bir süredir merak ediyordum ama nedense bir türlü almamıştım. Sonra bugün Dost'ta yine karşıma çıkınca daha ciddi inceledim, ilk sayfasından kitap bana evet almalısın hatta çok daha önce baktığında almalıydın dedi. Örgü molalarında okuyacağım. Sırada okumam gereken daha çok kitap var.
Bu hafta ki hamur işi haşhaşlı lokum. Çayla şahane. Şu ara ev pudingine takınca hamur işini askıya almıştım. Oğluşa evde sağlıklı tatlı.  
Çorap işleri, denenecekler ve hali hazırda devam edenlerle sürüp gitmekte. Desen yapmayı çok sevdim. Hatta geleneksel desenler araştırıyorum hala. Şimdilik eldivenimden kopya çektim. Hatta birde Konya'dan bir çorap siparişi verdim. Şimdi merakla onu bekliyorum. Birde beş şiş ile başladım ama öyle yavaş ilerliyor ki, şişi tutma mevzuu hızı epey etkiliyormuş meğer. Kafayı fena halde çorapla bozmuş olabilirim. Bir etap sanki atladı atlayacağım sonrasında yakasını bırakırım belki :)
Şehrin içinden dağ manzarası. Bahçeli'de 7. Caddeye dönerken karşıma çıkıverdi. Manzarası bu olan bir evde yaşamak isterdim.

6 Ocak 2020

İkinci çorabımı da ördüm. Aklımda pek çok desen olunca örmeden duramadım. Ama artık beş şişe kesin eğilmek istiyorum. Hazır bu kadar hevesliyken bir kere daha denemekten birşey çıkmaz.
 
Bu hafta ilk defa Şebboy aldım. Adını hep duyardım da kendisini bilmişliğim yoktu. Bahar dalları gibi, çok hafif hoş bir de kokusu var. Haftasonu epey ayaz vardı, yine bilmem kaçıncı kez kar yağar belki dedik. Sonra kar bize gelmeyince biz kara gittik. Pazar biraz umutsuzca Elmadağ'a doğru yola çıktık. Dağa tırmanırken eteklerde ki pasta üstüne serpilmiş pudra şekeri gibi olan azıcık kar neyse ki yukarılara çıktıkça çoğaldı. 
Yine bolca kızak kaymaca, karlarda yuvarlanmaca ve olmazsa olmaz kartopu ile kara bulandık. Donduk, üşüdük, yorulduk ama yine de çok güzeldi.
Tek pişmanlığımız dağda ki köpeklere birşey götümeyi akıl edemeyişimiz oldu. Birkaç mangalcı vardı ama onlarda hiç birşey koklatmadılar hayvanlara, hatta sopayla kovalayanlar oldu. Alıp o sopayı bizimde onları kovalayasımız geldi. Derken dönmeye yakın orada ki evlerden birine gelen evsahipleri hayvanlara yiyecek birşeyler verince bir nebze içimiz rahatladı. Onlar kadar bizde sevindik. Bir sonra ki sefere daha hazırlıklı gideceğiz. Bugün sabah kar yağışı ile uyandık. Şu an hala yağıyor. İçime mutluluk doldu, yağmayışı kötüye giden pek çok şeye eklenen bir başka kötü şeydi. Şükür.. Yeni haftanız güzel olsun..

2 Ocak 2020

Yılın el işi başlangıcını takıntılı olduğum örgü çorap olayı ile başlatayım dedim. İki şiş ile renkli ve desenli birşey yapmak istedim. Önden bir-iki denemem oldu. Hem renk hem desen için, epey bir sök-ör yaptım.  
Araştırırken nette bu stil iki çeşit tarif buldum. Tarif derken sayı olarak farklı, çocuk ayak olduğum için az olanı seçtim, tam oldu ayağıma. Denemek istediğim farklı renk ve desen kombinleri var. İlerleyen günlerde örerim umarım. Başlangıç için ilham Zeynep hanım oldu, şiş ve ip bilgisi çok işime yaradı. Model ve renk deneyeyim derken sabırsızlığım tuttu yine oldu olacak derken örüverdim. 
Seneye hem çorap hem hastalık hemde peşpeşe sınavlarla girdik. Sınav maratonu geçerse bende rahatlayacağım. Söz dinlemeyen oğluş az ve ince giyince kaçınılmaz sona ulaşıp hasta oldu. Sınavlarla çakışması extra kötü oldu. Hemen annesel ilaçlar devreye alındı, termaller giydirildi ama hep iş işten geçtiktan sonra söz dinlendiği için bakalım ne olacak. Boşuna denmemiş bir musibet bin nasihatten iyidir diye, konuş konuş boş. 
Bu yıl yeni gelen seneden çok bir beklentim yok yine, sağlık olsun en başta diyorum, istediğim tek şey bol bol seyahat. Belki biri böyle trenle olur, ne güzel olur...