8 Nisan 2020

Yemeklerimi genellikle iki gün yenecek şekilde yapmaya çalışıyorum. Yaptığım günün ertesi benim için oh yemek var huzuru ile geçiyor. Dün kalktım günlerdir üstüme yapışan pijamamsı eşofmanları attım bir kenara en sevdiğim kotumu giydim, bir kazak geçirdim üstüme, evdekiler beni görünce şaşırdı, hayırdır nereye dediler, evdeyim böyle olucam özledim dedim, kot pantolon benim üniformam gibiydi bir süre çok nadir giyince gerçekten de özledim.
Daldan dala atlamaya devam, maksat oyalanmak. Kahve vakitleri, bir de başka işim olmaksızın elime uğraştığım el işini aldığım zamanlar benim için en keyifli ve mutlu vakitler. İzlenecek birşey bulamıyorum tv de yeniden internet üstünden birşeylere bakınıyorum. Birde bu cuma akşamı beklediğim bir dizi var kısa parçalarından anladığım kadarıyla tam da benlikmiş gibi Alef  Fx kanalında. Merakla onu bekliyorum.
Birkaç gündür epey rüzgarlı Ankara. Gerçi benim işime yaradı, peşpeşe yıkadığım tüm çamaşırlar etrafta sürünmeden öyle çabuk kurudular ki, asarken sanki bende uçup gidecekmişim gibiydi. Bugün sanki daha sakin gibi.
Tabağın arkasındaki işlemeyi de yastık yaptım. İçini dolduramadım henüz, geçtiğimzi gün ki yastık operasyonundan sonra şişkin ve tam ölçüsünde kabarık yastıklarım oldu ama ortada elyaf kalmadı. Geçen gün yine duramadım kurabiye yaptım. Portakallı anne kurabiyesi.
Bu sabah da neredeyse vaktimin çoğunu geçirdiğim mutfağıma özel bir tutacak örmek ve işlemekle geçti. İşlemeye etamine uygun bir desen bulursam devam edebilirim gibi, şimdi bir o birde battaniye modeli var onu deneyeceğim.
Bugün öğle yemeği menüsünde içli gözleme vardı. Artık hamur tahtam da var. Aslında çok gönül rahatlığıyla yapmıyorum beyaz un diye ama evde en favori menülerden. Alıp başını giden karbonhidratlara karşın hergün bile olmayan on-on beş dakikalık jimnastik pek dengelemiyor muhtemelen.

6 Nisan 2020

Haftasonu kendimizi Şahsiyet dizine teslim ettik. Üçer beşer derken dün akşam bitti. Son zamanlarda izlediğim en güzel diziydi. Çok oldu biliyorum ama ben böyleyim oldukça geriden geliyorum. Tv de çok az izlediğim şey var, hatta kendimi oyalayacak birşeyim varsa izlemesem de oluyor. O yüzden epey geriden de olsa nihayet izledim. Konusu içler acısı, insan olmaktan insanlardan da tiksindiren cinsten ama malesef yüz karası bir gerçek. Hala etkisindeyim. Haluk Bilgineri çok seviyorum.  
Kendimi tekrarların yanısıra bazen oturabildiğim vakit bilgisayar başında yeni birşeyler öğreneyim desem de sıkılıyorum hemen. Kafam dağılıyor, derleyip toplayıp kendimi bana gösterilen şeye veremiyorum. Sonra dönüyorum eski yaptıklarımı tekrardan yapmaya.
 
Geçen gün maske diktim acilen, kumaş öyle geçirgen olmasın dedim parmaklarım delindi. Ertesi sabah markete gidecek eşime hazırlamıştım takmamış bile, sonra maske isteme adresi varmış yazdık bilmiyorum gelir mi, maske.epttavm.com  ilerleyen günlerde göreceğiz. Nereye sorsak yok, gelecek deniyor ne kadar diyorsunuz 5tl, kullan at 50 kuruşluk maske. Sonra bandanadan katlayıp paket lastikle yapılan birşey gördüm o da bir çare olabilir acil gerekince. Ama atılacak veya çok iyi arıtmak gerekecek kullandıktan sonra yazık. Link veremiyorum çok güzel anlatan kısa videoyu nerede gördüm onu da hatırlamıyorum aradım bulamadım ama gugıla yazınca çıkıyo benzer şeyler. Bandanayı atmaya kıyamasam da en azından doğada diğer maskelere kıyasla kirletme riski yok, yok olma olasılığı daha fazla.
Bugün evdeki yastıkların iç doluluk hesapları yapılıp hepsi olması gereken hacimde elyafla eşitlenecek. Sabah fırın temizledim, bir miktar yemek var ama takviye bişeyler düşünmek lazım, işin en sevmediğim kısmı, aklım eşimde evden çalışabilecekken ısrarla onları bir araya toplayan kişlerin kulaklarını çınlatıyorum sık sık, kendi çabamızla olabilecek şeyler yaptık, izindi rapordu onlarda bitti artık birilerinin duyarlılığına ve insanlığına kaldı iş, ama o da boş bir bekleyiş.

3 Nisan 2020

Epey uzun bir ara oldu. Bu süre içinde kendimce çeşitli evrelerden geçtim. Bu esnada da oturup birşeyler yazmak hem içimden gelmedi, hemde toksik etki yaratmaktan korktum açıkçası. Ne düşüncelerim ne de sarf ettiklerim başta kendim olmak üzere kimseye iyi gelecek gibi değildi. Bugün değişen neydi bilmiyorum. İlk günlere nazaran değişen ruh halim olabilir. Kendimde yazma isteğini görünce buna karşı koymadım.
Her zaman olduğu gibi hobiler bir dayanak oldu. Ne kadar, ne zaman yapılacağı belli olmayan deneme-üretme-değişim işim varsa hepsini yaptım. Bir maske dikmediğim kaldı. Sanırım onu da yakında yaparım. Maske bulmak zor. Bu geçen günlerde haftada bir de olsa markete gitmek durumundaydık. Ne kadar eve lazım olur diye aldığımız şeylere rağmen birşeyleri illaki unuttum. Oldukça sinir bozucu, herşeyi düşünmeye çalış, çalış ki, zırt bırt çıkmayalım. Her gidiş gelişte başta boğazım olmak üzere kesintisiz ağrıdığını, her akşamüstü istisnasız göğüs sıkışmasını yaşaya yaşaya sanırım artık alışıyorum. İlk günlerde ki kadar panik olmamaya çalışıyorum desem de yine oluyorum. Ağzımız burnumuz şallarla örtülü, mümkün olan en erken saatte ortalık sakinken alışverişimizi yapıp geliyoruz. Birde geliş sonrası baştan aşağı yıkanan biz üst baş dahil, birde temizlenip yerleşen ürünler günün saaatlerini geçirdiğimiz yegane uğraşlar oluyor. Anlatacak çok şey var malum birikmiş uğramayınca gerçi Çınar tamamen çöktüğü için bilgisayar başına oturmak da kısıtlı ve randevulu tabi :) İnsanların duyarsızlıklarından, çevremde penceremden gördüğüm yer değiştiren başka şehirlerden gelenlerden, yerlere gelişi güzel atılmış maske ve eldivenlerden elbette fenalık geldi o da ayrı.
Çok kafa ütüledim. İlk projem şalım siyah ipimin bitişiyle yarım kalmışken Ankara'daki Hobinova hobi mağazasının eve teslim yaptığını öğrenince çaresiz irtibata geçtim. Siparişlerimi aynı gün birkaç saat içinde bana ulaştırdılar. Ayrıca Ankara dışına da kargo yapıyorlar. Büyük ihtimalle çok zor gidebilecektim, buradan tekrar teşekkür ederim.
Hala birşeyler yapıyorum. Örüyorum, biraz işleme yapıyorum, geçtiğimiz gün yamalı cüzdanlar diktim. Gerçekten bunlarla uğraşırken epey rahatlıyorum. Kitapları ilk günlerde hiç elime alamadım. Şimdi yeni yeni acıkma susama misali kitap okuma isteği duyuyorum ve şükür okuyorum. Bu araya güzel bir temizlikte sığdırdım camlar-tüller erken bahar temizliğimi yaptım.
Beslenme en dikkat etmeye çalıştığım şeydi her zaman. Şimdi elbette daha dengeli ve özenli yapmaya çalışıyorum. Sebzeler, meyveler tabi gıda takviyeleri. Biz alana kadar çevremizdeki eczanelerde vitamin çeşitleri kalmamış. Eczacı depolardan sorguluyordu. Herşeyin doğalını sevsem de bazen daha konsantre olanları gerekiyor. Şimdilik kendi bildiğimiz yiyecekler üzerinden devam etmeye çalışıyoruz. 
Bu anlamda senelerdir kullandığım bir başka takviyeden bahsetmek istiyorum. Beeo ürünlerini duymuşsunzudur, ben Çınar ilkokuldayken zatürre başlangıcı teşhisi konulup tedvisini olduktan sonra okuldan gelebilecek yeni bulaşmalardan nasıl koruyabilirim diye araştırırken arı ürünlerinin bu anlamda iyi olduğunu öğrenmiş hatta aktarlardan bildiğiniz cam macunu kıvamında kovandan alındığı gibi getirilmiş propolis almış korka korka mercimek tanesi gibi içirmiştim bir süre. Sonradan öğrendim ki vücuda faydalı hale gelebilmesi için birtakım işlemlerden geçmesi gerekiyormuş. Üstelik bal anlamında da müthiş bir güvensizlik vardı. Gerçek bal, hani çocukluğumuzdaki tat, aldığımız hiçbir balda pek yoktu. Bir gün gazetede haberini okuyup bana ablam tasiye etti bu ürünleri. Aldığım ve kendimce yapmaya çalıştığım kürlerin bilimsel olarak onaylı ve güvenilir haliydi.  Çok sevindim tabi, öğrendiğim başlangıç hikayesinden de oldukça etkilenmiştim kendi oğlunun bağışıklık sistemini güçlendirmek için yöntem geliştirip bunu ilaca dönüştüren bir kahraman gıda mühendisi annenin ürünüydü. Sanki benim hayallerimi de gerçekleştirmişti. O gün bugündür ihtiyaçlarımıza göre çeşitli formlarını kullanıyoruz. Zaman zaman kampanyalar oluyor, bu çerçevede fiyatlar oldukça indirimli oluyor, takip ediyorum. Proplisin hem su ile hemde gıda ile karıştırılıp yenileni var. Propolisli spreyi boğazımızda gıdıklanma vs hissettiğimizde kullanıyoruz. Ürün yelpazesine sürekli yeni formlar ekleniyor. Ayrıca balları da ısıl işlem görmemiş, konrtollü bir arıcılık ürünü, ilk yediğimizde damağımızda eskiyi hatırlatan bir tat bırakmıştı, güvenle kendi istediğim baharatlı şifalı karışımları yaptığım bir bal. Hazırı olsa da yinede kendimde birşeyler yapıyorum. Şu dönemde propolisle beslenmemize takviye yapıyoruz. Ürünleri incelemek ve bilgi almak isterseniz adres; https://www.beeo.com.tr/  Umarım çok ara vermeden yine görüşürüz. Sağlıcakla kalın...

21 Mart 2020

İçten içe bir çiçek açasımız, tüm kabusları unutasımız var. Özellikle havaların tekrar ısınmasıyla bu his tavan yapacak gibi bende. Bugün itibariyle bahar resmen başladı. Yarın 17 derece olacak diyor hava durumu. 
Evdeki elişisel faaliyetler tam gaz devam. Yarım işler bitiyor, bazı işlerdeki tıkanıklıklar devam ediyor. Akışına bıraktım. Zaten sürekli evde isen bitip tükenmeyen bir çemberin içinde koşup duran bir hamster gibi hissediyorum. Bitmeyen ev-işi-yemek-bulaşık-çamaşır-ütü yapmışlar, bunların çemberinden kolaysa çık. Önceden umursamayıp atıyomuşum kendimi dışarı o döngüye girmiyormuşum meğer. Olsun, insanın herşeyi deneyimlemesi gerek, keşke sebep bu olmasaydı.
Üzüm sümbüllerim iki günlük karlı kışın dönmesiyle boyun bükmüşlerdi, derhal içeri aldım öptüm okşadım suladım kurtardık sanki, bugün hava iyi tekrar dışarı aldım.Yalnız yağan kar kış ayında bile bu  kadar yağmamıştı. Mart şaşırttı yine.
Yarın tatlı kuzumun doğum günü. Annesinin mütevazı el emeği pastası ile izole bir kutlama yapacağız. Yine yılların nasıl hızlı geçtiğinden başlayıp bugünlere gelişimiz, anılar, anılar... derken hem gözlerimiz dolacak hemde çılgınca eğlenip pastaya yumulacağız.
Mutfak da geçen zamanlara bayıldığımı ne kadar çok sevdiğimi bilenler bilir, yine bir mutfak mesaisinde aklımdaydı haydi deneyeyim dediğim içli köfte denemem çok da beklediğim gibi olmadı, belki de kızartmalıydım, neyse denemiş oldum.
Geçtiğimiz gün sandığımı açtım. Bir yığın dantel bohçaları içinden bişeyler seçtim. Ama hala bir örtü yapamadım. Şimdilik evirip çevirip duruyorum gözüme hoş gelen bir duruş olmadı. Sonra yemenilere el attım. Kendime birkaç oyalı yemeni çıkardım şal yapmak için. Aşağıdaki o kadar eski ki ta çocukluğumda sandık açtığımızda alır bakardım o kadar yani. Baktım ele alınca dağılmıyor, kullanacağım. İğne oyalı falan ama en çok rengine bayıldım.
Bahar geldi, sağlıklı ve güzel günlerde bir an önce gelir umarım...

17 Mart 2020

Dün akşam kar yağdı. Arabaların üzerini incecik örtecek kadar. Sabah bahçeye çıktığımda hala toprakta kar kalıntıları vardı. Kendiyle beraber ayazıda gelmişti. Dondum. Birkaç gün sıcağı görünce hemen yaymıştık kendimizi, montlar, bereler, botlar kalktı. O derece iyiydi ki kombiyi falan bile kapatmıştık. Ama Mart yine yaptı yapacağını. Geçen yıldan beri aklımda olan ayçiçeği ekmenin peşindeydim. Önce kuruyemişçiden çiğ çekirdek buldum sonra pazardan bir farklı çeşit daha bolca ektim bahçeye, eve bir saksıya da ektim. Bakalım bekleyip göreceğiz.
Evde oturunca yapılası ne çok iş varmış meğer. Aklımın bir ucunda olup ta bir türlü hayata geçmeyen her işin ensesindeyim. Bunlardan biri de pazenlerimden bir örtü dikmekti. Dün kolları sıvadım. Hazır tekrar hava soğumuşken kullanırız belki :) Ördüğüm kürk örgüsü yastığımın arka yüzünü de yapıp doldurdum. Tozu göze alsam az zımpara işi olan bir şifonyer boyaması var. Maviye boyamak istiyorum. 
Aklımda daha çok şey var. Çöpten kurtarılmış işlemeyi dantelle birleştirip bir örtü yapmayı düşünüyorum. Öğrenmeyi düşündüğüm bir örgü çeşidi var. Chevron blanket diye geçiyor. Hatta bir de kolyemsi bişey yaptım dün akşamın köründe. Mutfak dersek, içli köfteye karşı bir ilgim var şu ara onu da yapmayı deneyeceğim. Oldum olası bulgurlu şeyleri severim.
Geçen gün kasaba gittik. Kapının dışına çıkan bir kuyruk vardı. Aslında bazen marketlerde tükenen rafları bir nebze anlayabiliyorum. Herkes sürekli evde ve özellikle genç nüfus oldukça iştahlı. Tüm öğünler hatta bir de ara öğünlerle insan oldukça tüketici bir varlık olabiliyor. Evde ki bu tüm elişi- dolap detoxu- kitaplar- mutfaktaki yeni denemeler derken evde yapıp yapabileceğim herşeyi hemencecik tüketmemem lazım. Ama arkadan atlı kovalıyormuşcasına ilerliyorum şu ara, yavaşlamam lazım. Okumalarda "Akşam Yıldızı" bitti, hatta daha bitmeden bir diğerine göz atmaya başladım. Bu kötü huy yüzünden yarım kalan çok kitabım oldu ama hala bunu yapıyorum.

16 Mart 2020

Pazartesiye yeniden kışın gelmesiyle başladık. Kapalı, rüzgar, hafif yağmur atıştırmış, hava durumuna bakarsak kar fırtınası falan diyor. O raddeye varmaz umarım, dallar hep tomurcuk, ama her yıl böylesi bir şey yaşanmadan da olmaz illa bir soğuk vurur o açan çiçekleri. Tatil nedeniyle abur-cubur çalışmaları arttı tabi. Bu defa Refika'nın tarifiyle elmalı pasta denedim. O da doğal bir unla yaptı ama benim ki açılıp sarılmayınca yaydım tepsiye mecburen, görüntü pek memnun edici olmasa da tadı güzeldi. Elma-tarçın kokusu ruhumuza iyi geldi.
Bahçeler en sevdiklerimle doldu, bayılıyorum bu çiçeklerin her çeşidine. 
Tahmin edeceğiniz gibi, elim boş- işim yok desem de orda burda gezinirken yine buldum kendime deneyecek birşey. "Loop Stitch" oldukça kolay. Kürk örgüsü. Günün ev işi dışında kalan boş zamanını böldüm, hem okuma hem örme. Bir şekilde bağımlıyım ben elişine, onu da araya katmazsam mutsuz oluyorum. Şimdilik düzen oturdu gibi. Zırt bırt çarşı pazar dolaşmaya çıkmayınca  daha çok vaktim kalıyor. Ama şimdiden ipcileri özledim. O da bağımlılığın bir parçası çünkü.  
Apartman sakinledi öğrenciler evlerine gittiler ohh derken sanki yaz tatili ilan edilmiş gibi bavulunu toplayıp gelen apartmanımızın gürültü duayenleri çıkıp gelmez mi, yazdan yaza çektiğimiz bir aya yakın gürültü işkencesi Corona tatili ile bu yıl senede iki kereye çıkacak sanırım. Gerçekten insanları anlayamıyorum, küçük çocukları da var üstelik. Kalkıp gelmişler, pes. Risk grubu olan birine üstelik.
Neyse durmadan usanmadan sakin kalmayı, beklemeyi, elinden geleni yapıp oluruna bırakmayı öğütleyen kitaplarıma gömülmüş durumdayım. Sağlıklı günler dilerim....

13 Mart 2020

Merak ediyorum fotolar bana yine hainlik edip görünmemezlik edecekler mi. Balkondaki sümbüller gün sayıyor. Bende onlarla birlikte. Bizim pisiler yatak yapıp dümdüz ediyorlardı çiçekleri, bu yıl önlemimi aldım. Mor mor açın hadi.
Corona günleri keyifsiz, endişe içinde olmak, rahat hareket edememek kötü. Dışarıda işim varsa mümkün mertebe yürüyerek gitmeye çalışıyorum. Bazı hatlar tenha, zorda kalırsam onları kullanıyorum. Otobüslerde camlar sıkı sıkı kapalı hep. Kalabalık toplu taşımdan uzak durmaya çalışıyor, mecburen bindiysem kapı ağzı veya açabildiğim bir cam kenarına yapışıyorum, ta ki inene kadar. Şükür kolonyalarımız var, seksen derece. Geçen ctesi henüz bu kadar hücüm edilmemişken almıştım. Pazartesinden itibaren okullar da tatil ki içime su serpildi, Cuma'yı ne yaparsak yapalım artık. İşbaşı Pazartesi demek ki? Çocuklarda uzaktan eğitim vs yeni deneyimler yaşayacaklar. Tatil sevinci diye de birşey var. 
Bu yıl kitap fuarına gitmedim, son yıllarda gittiğimde çok da keyifli değildi, önceki yıllarda Çınar'la bir aktiviteydi, ona bir takım şeyler aşılamak amaçlı gidiyorduk ki o zamanlar daha iyiydi. Geçen gün birkaç parça kitap sipariş ettik ve günlerce süren bekleyiş nihayet sağsalim gelmeleriyle son buldu. Kendimi okumak anlamında motive edebilmeyi umuyorum zira aklımda bir elişi yok ve tamamen kitaplarıma amadeyim. Sağlıklı ve aklı selim günler dilerim...