Tekirin serinleme çabaları sürüyor. O daracık yerde bir o tarafa bir bu tarafa devrilip uyuyor gün içinde. Bugün güneş yok ortalarda, sabahtan itibaren hissedilen rüzgarlı ve serin hava ise şahane ama saat ilerledikçe ısınır gibi geliyor.
Ucundan el işlerine bulaştığım için mi acaba kitap okuyamıyorum yine. Dün birkaç sayfa çevirdim devamı gelmedi. Bende kalktım kendime bir pijama altı diktim.
Epey olmuştu Ulus'tan kumaşı alalı, pamuklu ve incecik kumaşı bulunca alayım bir vakit dikerim diye atmıştım bir köşeye. Neyse ki sorunsuz, üstüme göre ve kumaş ziyansız bir pijama altım oldu. Sonuç başarılı olunca şimdi gaza geldim evdeki herkese dikesim var.
Daha önce örmüş çok da değerlendirip kullanamamıştım. Kenarları söküp yuvarlak formunu koruyacağı şekilde yeniden tığladım yastık cennetinin bir elemanı daha yeniden sahalara döndü.  
Neredeyse çoğu açtı, izlemesi çok güzel.. Mutlu ve sağlıklı haftasonları dilerim.

6 Temmuz 2020

İplerimden sadece güzel rengarenk fotolar çıkıyor şu ara. Kışa doğru birşeyler yapacağımdan eminim. Şimdi tek tük dikiş olarak bir takım yenileme ve değişim işleri yapıyorum dolabımda.
Sanırım artık her gün bir yenisini görerek güne başlayacağız. Bu sabah da iki yeni çiçek daha güne bakmaya başladı. 
Mart başında kedilerin beni bezdirdiği bir vakit depreşen bahar temizliği ruhununda gazıyla artık bu balkonu kendimce yasaklamıştım onlara. Ama kimin umurunda. Ben içeride ki koltukta, tekir orada eriyoruz hergün. Sıcaklar fena bastırdı. Sanırım tek sevdiğim yanı şipşak çamaşır kurutması. 
Bezgin ve yorgunum aynı kedilerim gibi. Coronayla beraber malesef haber izlemeye başladım, yetmedi twitter denen şeye de bakmaya başladım. İyi gelmiyor ama. Kocaman bir kar yığını adeta yuvarlanıp giderek büyüyerek dağdan aşağıya iniyormuş gibiyiz, kontrolsüz ve delice. Okudukça kararıyorum. Kar benzetmesi şu sıcakta iyi geldi yalnız.

Kitaplı mim

 

Leylak Dalı bloğu sahibesi  harika bir mim hazırlamış. Okuyunca bende cevaplamak istedim.

1- Kitaplığınız temelleri ne zaman atıldı? İlk kitaplığınız devam mı? yoksa yıllar içerisinde yeni kitaplıklar mı oluşturdunuz?

Kitaplığım ilkokul yıllarında devasa ceviz vitrinin bir küçük gözünde başladı. İlerleyen yıllarda hep bir kitap dolabım oldu ama kitaplık anlamında ki oluşum ikibinli yılllara denk geliyor.


2- Kitaplığınızdaki en eski kitap hangisi? Fotoğrafını da koyabilirsiniz. 
Ayrıca yine bu dönemden Aziz Nesin "Şimdiki Çocuklar Harika"  ve Ömer Seyfettin'in "Beyaz Lale" kitapları var.

3- Kitaplığınıza ilave ettiğiniz en son kitap hangisi? Fotoğrafını da koyabilirsiniz.


4- Kitaplığınızda bir başkasından alıp iade etmediğiniz kitap ya da kitaplar var mı? İsimleri neler?

Aslında yok diyebilirim. İade konusunda titizimdir.

5- Kitaplığınızdan birbaşkasının isteyip geri getirmediği kitap ya da kitaplar var mı? Hatırlıyorsanız hangileri?

Var ama isim hatırlamıyorum, çünkü geri geleceğinden umudu kesmiş hatta tekrar aynılarından alıp kitaplığıma eklemiş olmam çok olası. 

6- Kitaplık düzeniniz neye göredir? Yazar adı mı? Yayın evi mi? Kitaplığa giriş zamanı mı? rastgele mi?

Genellikle aynı yazarın kitaplarını bir araya ve yine şiir, roman kitaplarını da ayrı raflara koyuyorum.

7- İmzalı kitaplara önem verirmisiniz? Kitaplığınızda imzalı kitaplar varmıdır? Hangi yazarların imzalı kitaplarınsa sahipsiniz? 

Sanırım pek vermemişim. Çünkü bu soruyla hiç imzalı kitabım olmadığını farkettim.  

8- Açık düzen kitaplık sevenlerden misiniz? yoksa camekanlı ve kapaklı kitaplıkları mı tercih edersiniz?

Kapalı olmasını tercih ediyorum toz açısından.  

9- Kitaplığınızda en değer verdiğiniz kitap veya kitaplar hangileridir? 

En değer verdiklerim diye ayıramıyorum ama eski yani yukarıda fotosunu eklediklerimin ayrı bir yeri var mesela. Ama hepsi değerli benim için. 

10- Kitaplığınızda henüz okumadığınız kitaplar için ayrı bir raf varmıdır? yoksa karışık mı koyarsınız ya da okunmamaış kitapları ayrı bir yerde mi muhafaza edersiniz?

Yeni aldığım kitaplar farklı bir rafta durur. Okununca diğer raflardaki yerlerini alırlar.

11- Son olarak bir oyun yapalım, kitaplığınızın ilk rafına gidiyor ve sol baştan başlayarak kitapları sayıyor,  yaşınıza denk gelen kitabın adını yazıyorsunuz. 

Yaşıma Ayfer Tunç "Mağara Arkadaşları" kitabı denk geldi.

3 Temmuz 2020

İlk ayçiçeğim açtı, çok mutluyum. Ucundan sarıları gördüğüm günden beri gözüm üstündeydi an be an çektim, görmemişin ayçiçeğini. Diğerleri boyca daha uzunlar şimdilik yeşil yaprakların altından görünürde sarı ipuçları henüz yok ama bu ufacık boyuyla erkenci. 
Her yıl olduğu gibi tatile giderken bizimkileri tarla gördükçe durdurup, foto foto diye darlayıp usanana kadar resim çekecektim. Belki tatile gidemeyeceğiz ama günübirlik bişeyler yaparken denk gelirse sapsarı bir tarla ne büyük sevinç olur benim için..
Şu ara ufacık mutluluklarım var, eve kapandığımız süre boyunca resmen digital dünyanın esiri olan çocuğumuzu ara sıra çekip kitap veya birlikte oyun oynama derken çok sınırlı bir süre o ortamdan uzaklaştırabildik. Ortam fazlasıyla beklenmedikti kasmayalım germeyelim derken epey boşverdik. Şimdi de çok farklı değil ortam ama unutmaya izin vermeden evde ki digital dünyadan uzak kaliteli varsaydığımız vakte birşey daha ekledik ya çok mutluyum...

1 Temmuz 2020

Geçen gün bahçeye çıktık ne görelim bizim kız kapkara yatıyor, yüzü gözü yok görünmüyor hiçbirşey. Neyse ki bir ara esnedi de çıktı ortaya ağzı. Sıcaktan bezmiş kendini nereye atacağını bilemiyordu sanki, siyah olması ve vücudunun güneş ışıklarını adeta emmesi de ayrı talihsizlik yaz için. Birkaç tane su dolu kap yaptık artık zamanı.
Uzun süredir el işine tövbe etmişken kısa bir hasret giderme yaşadık geçen gün. Daha önce örmüştüm bu dantel örtüden, aynısından bir tane daha yapıp yatak kenarında ki komodinlere örtü yaptım. 
İki Şehrin hikayesi kitabı resmen sürünmeye başladı elimde. Bazen başlangıçta ısınamayıp bir müddet sonra tekrar ele aldığımda okuyup gittiğim kitaplar oldu ama bu defa sökmedi aynı taktik.
Ne zaman yürüyüşe çıksam her yer fatmagüllerle dolu, bu yıl daha çok açtılar sanki. Yürüyüşlerde bir dikkat çekici şey de sağa sola atılmış maskeler, plastik eldivenler hatta geçen gün beyaz tulumlardan da gördüm. Yuh artık. Bir insan ağzından çıkarıp nasıl atar sokağa, caddeye maskeyi bilmiyorum yani ben anlayamıyorum. Her çıkışta beni en çok kızdıran şey bu. Epey sonrasında yani biterse bu pandemik durum bu seferde bu atıklara yönelik kirlilik sorunu yaşanmaz umarım. Yere değil çöpe atmaksa üzülerek görüyorum ki, daha epey yol kat edilmesi gerek gibi.

23 Haziran 2020

Sürekli değişen ruh hali eşliğinde yine bir miktar ara vermişim günler geçip gidiyor, iyice eve mutfağa adapte olan ben de alışkanlıklarımı ya terk ediyor ya da fazlasıyla ihmal ediyorum sanırım.
Hava şahane ama dışarı çıkmak bir stres, dönüşte evde hijyen prosedürleri oldukça yorucu. Hareket etmeden de olmuyor. Misal geçtiğimiz gün saydım gezmenin üstünden beş gün çıkmamışım evden altıncı gün az yürüyeyim dedim akşam bacak ağrısı epey rahatsız ediciydi. Hijyen prosedürlerimi tekrar gözden geçirip bir düzenleme yapmam şart sanırım. Aşırıya kaçan şeyleri tespit edip bir yol çizmem lazım gibi yoksa ya hareketsizlik veya temizlik çılgınlığı ikisinden birisi galip gelecek ve beni bitirecek.
Pis boğazlığa da bir nokta koymak lazım artık. Tamam bir süre denenecek şeyler yapıldı yendi ve bitti yeniden sağlıklı beslenme yönündeki dikkatli tavırlara dönüp pasta böreği nadiren yapmalı. 
Şu ara bir merak sardı beni. Geleneksel nazarlıklar ve onları nasıl takı veya aksesuara dönüştürüp kullanabilirim düşüncesi. Birşeyler izlerken veya okurken tesadüfen karşıma çıkıyorlar bende araştırıp nedir ne değildir öğreniyorum. İlk resim çok benzemese de elde ki malzemeler eşliğinde ve resminden gördüğüm kadarıyla yapmaya çalıştığım yazgara denemem. Diğer resimde severek kullandığım diğerleri.  
Her gün sırayla geliyor kedi silüetleri balkona. Yeni tatlı tipler peydah oldu, şimdilik ürkekler yemeklerini bırakıyorum ara ara, artık kim gelir yerse, izliyoruz denk gelirsek böyle.
Yağmurların ve evde kalınca bahçeye saran komşuların elinden kurtulan gariban ayçiçeklerim. Bu yıl herşey birşeylerden nasibini aldı ve alıyor sanırım. Biraz da böcek dadanmış gibi veya kuşlar yiyor bilmiyorum yapraklar delik deşik. Ben yine de vazoma koyacağım zamanı hayal ediyorum tek bir tane kalsa bile :)

18 Haziran 2020

Korona günlerinde ilk şehir dışına çıkışımızı yaptık. Durum böyle olmasa çok daha neşeli ve mutlu hazırlanır ve daha çok heyecan yapardık eminim. Yine mutluydum ama hep soru işaretleri ve endişeler vardı beraberinde. Kısa günübirlik bir iş seyahatinde eşime katıldık.
Erken kalkış yola çıkışı özlemiştim. Gideceğim yer kadar o yolculuk da önemlidir hep. Sabahın serini Bolu yollarının o tablo gibi yeşilliği, sisi üstünde dağları muhteşemdi. Bir çanta nevalemi de hazırladım ki birşeylere ihtiyaç duymayalım. 
Yavaş yavaş manzara değişti bozkırın ortasından gelen biri olarak ne hoş manzaralardı bizim için, tersaneler, limanlar ve o masmavi Karadeniz. İlk Karadenizi görüşümüz şöyle bir ucundan da olsa malesef bu illete denk geldi.
 
 
Kendimi fazla germişim sanırım, baş ağrısı eşlik etti her yerde bana, foto çekmek bir nebze iyi geldi, seviyorum foto çekmeyi, yeni bir yer görmeyi. Keşke daha farkında olabilseydim, çok kastım.
Dönüşte boş bir sahil bulunca ayaklarımızı denizle buluşturalım dedik, evimizin delikanlısı yüzmek isteyince hazırlıklı olmasak da olanaklar dahilinde yüzdürdük oğluşumuzu. Sahil boyunca bir sürü deniz kabuğu ve taş topladım yine. Korktuğum kadar olmadı, temasımız çok az, olduğunda da mesafeliydi, bu küçük şehirde herkez maskeliydi bu çok hoşuma gitti.
Nihayet maske zorunluluğu da geldi. Bence geç bile kalındı ama zararın neresinden dönülürse kardır. Dilerim artık o kapalı ofislerinde maskesiz dolaşan tüm sorumsuzlar artık kapatırlar ağızlarını burunlarını, bizim maske takmaktan kulaklarımız yara oldu, sizin gibi sorumsuzlar ve şuursuzlar yüzünden de giderek artışta rakamlar, anlayana bu kul hakkıdır ve biz hakkımızı helal etmiyoruz size.