26 Eylül 2017


 İplerimle soğuyan aramızı bir atkıyla ısıttık.
Muhtemel annemin çeyizinden olan işlemeleri buldum sandıktan, bundan yaklaşık on yıl önce benim tarafından epey uğraşılmış, kesilmiş kısaca katledilmiş güzelim işlemeler. O zamanda kullanmaya çalışmış hatta bazılarını kullanmışım. Şimdilerde ise nasıl korur ve göz önünde olacak şekilde saklarım diye düşünüyorum.
Bugün Ankara'da hava kapalı. Kahvemi aldım, epeydir coşan fikirler şimdilerde biraz duruldu.

24 Eylül 2017

Sıcaklıklar azıcık düşünce iplerle haşır neşir olabildim nihayet. Bir nezbe olsun işleme isteğimi giderince en temel hobimle de uğraşmadan edemedim. 
İşlemenin birisi epey süslü bir yastık oldu.

20 Eylül 2017

İşlemeli runner fikri hala aklımda ama içimden hep bir yastık yapmak geliyor. Hala malzeme aramak ve almak için vakit yaratamadım, kuzu büyüdü ve ortaokullu oldu. Yeni okuluna bu pazartesi başladı. Alışmaya, adapte olmaya çalışıyoruz.
Bu arada fırsat yarattığım her vakitte işlemelerin başındayım, yastığa geçmeden ufak işlerle biraz oyalandım, bu küçük parçalar da yastıklarda, bez cüzdan, lavanta kesesi veya tutacak olarak değerlendirilebilir. 
Bu hafta yapmak için en çok sabırsızlandığım işlemelerden biri de bu işti. Mevsim normalleri üzerindeki sıcaklık epey bezdirdi bizi, sıcak çok sıcak..

16 Eylül 2017

İşleme yapmak için pek bir heyecanlı ve hevesliyim. Uzun tembellik döneminden sonra bu benim için sevindirici bir haber.
Bu hafta daha önce bir tanesini dikip ikinciyi bir türlü dikemediğim ikinci pazen yastığımı diktim. Kenar ponponu yetişmeyince sadece ponponları dikerek diğeriyle uyum yakalamaya çalıştık.
Mavi etamin runner olacak inşallah, daha önce bu tarz büyük işleme yapmadım umarım yapabilirim, şablonu oturtma da önemli sayılar vs. bakalım nasıl birşey çıkacak ortaya, bugüne kadar çok yastık ördüm, diktim bir kere de işlemeli birşey denemek istiyorum ama önce istediğim renk etamini bulmam gerek. Etaminin üstündeki kumaşı görünce vuruldum ne yapacağımı bilmiyorum henüz ama bu canlı renkler ve gülleri çok sevdim. Çiçekli güllü takıntım büyüyerek devam ediyor :)

Yazdan kalan...

Bu yaz yavru kedi maceramız oldu. Henüz gözleri tam açılmamışken kesişti yollarımız, bu konuda hiç bir fikri olmayan biz derhal araştırmalara başladık. Bir tık uzağımızdaki internet aracılığıyla ve veterinere danışarak minik kedimizi hayatta tutmayı başardık.
Hep bir kedimiz olsa der dururdu Çınar, hiç bir fikrimiz yoktu nasıldır beraber yaşamak. Çok güzel ve keyifli ve bir o kadar da özveri ve özen gerektiriyor. O da ailenin bir üyesi oluyor hemde en ufak üye, bırakıp gitmek, yalnız bırakmak olmuyor çünkü o minik bir bebek.
En önemli sorumuz miniğimizi neyle besleyeceğimizdi, annesi olmayan gözleri açılmamış yavrular için kedi sütü tozu varmış onlar için en sağlıklı besin olduğunu öğrenince hemen bulup o minicik ağzıyla rahat rahat kavrayıp içeceği yine minik bir biberonla besledik kuzumuzu. Tüm bunlar veteriner klinklerinde bulunuyor. Biberondan sütünü içerken keyifle ve heyecanla salladığı o minik keçe kuyruğunu hatırladıkça gülümsüyorum.. Kucağımızda veya kolumuzda uyumuyorsa sıcak tutmak gerekiyor, yanında veya altında sıcaklığı onu rahatsız etmeyecek ısıda sıcak su torbası veya şişesi olması, üzerini örtmek iyi oluyor.  Küçük yavrular hakkında epey şey öğrendik, çişini de kakasını da yapamıyor annesi olmadan yada bir yardım almadan, internetten okuduklarımıza ve danıştığımız kişilere göre kaka yapması gerekirken birkaç gün bizi bekletince endişelenmiştik, kakasını yaptırdığımız günkü sevincimizi anlatsak şaşırabilirsiniz, o ne kadar rahatladıysa biz ondan daha çok rahatlamıştık. Tıpkı bir bebek gibi her beslenmeden sonra gazını çıkarttık. İnternette kaka-çiş-gaz videoları var, bizde epey faydalı oldular.
Miniğimizin beslenmeden bakımına herşeyini Çınarla beraber yaptık. Avuç içine sığıyor kıvrılıp yatıyordu, gözlerini açmamış o hallerinden itibaren büyümesine şahit olmak gerçekten inanılmazdı.
Katı gıdaya geçmesine çok az kala kendisine pek çok şey öğretebilecek en önemlisi kendi hemcinsinin olduğu bir ev bulduk miniğe. Deneyimli abla daha öncede bir bebişe annelik yapmıştı ki bizim miniğimizi de birkaç gün içinde kabullenip bağrına bastı, onu temizledi, ilgilendi, öğretti, şimdi bizden sonra onu çok seven yeni ailesiyle birlikte. Biz gözyaşları içinde ayrılınca sağolsun sahiplenen aile bizi hiç onsuz bırakmadı, büyüme aşamalarını, her bir ayrıntıyı bizimle paylaştı, fotoğraflarla hep takip etmemizi sağladı, her fotoda ne kadar büyüdüğünü görüp şaşırıyoruz. Şimdilerde yaramaz bir genç oldu, bize de unutamayacağımız harika anılar bıraktı.

14 Eylül 2017

Sanırım en çok bu yaz kışa hazırlanıyorum. Sağlıkla tüketelim inşallah. Patlıcan-biberler kurutuldu, tarhana hazır, domates suları, birkaç çeşit reçel de tamam. Turşulara da başlangıç yaptık. Öyle bir çember oldu ki her hafta pazar yaptıktan sonra harıl harıl bir çalışma başlıyor mutfakta, onlar bitti derken haftalık yoğurtla lor peynir faslı derken şu ara bu çember içinde koşturup duruyorum. 
Mutfağa bu kadar gömülmüşken o binbir hevesle notlar alıp, şablonlar çıkarttığım işlerime hala başlayamamak sanırım o rahatsız ediyor beni, çok kışa hazırlanan bir insan tipi değilken seneler geçtikçe o tarz bir insana dönüşüveriyorsun. Az kaldı, bir sonraki postta umarım işlemelerimden birşeyler paylaşabilirim. Sabırsızlanıyorum, özellikle çarpı işi ve işlemeler şu ara beni cezbediyor.
Bu haftanın sürprizi sevgili Ezgi'nin düzenlemiş olduğu çekilişte talihli olmamla başladı. Dün çok özenle hazırlandığı belli olan güzel hediyelerim bana ulaştı, mis lavanta kokuları eşliğinde keselerim çok güzel bir kitap ve şahane bir anahtarlığım oldu, hepsini çok beğendim, buradan tekrar çok teşekkür ederim. Şanslı isim olmak ayrı bu güzellikler ayrı ayrı mutlu etti beni.

7 Eylül 2017

Bir ucundan başlamak için aslında sabırsızım, örmeyi de özledim, tabi işleri bu kadar boş verirsen bir sürü eksiğin çıkar önce onlar tamamlanmalı, listeler yapıldı, ha gayret deyip yola düşmek lazım.
Etamin işlemeden patchwork'e çok şey yapmak istiyorum, bu hızlı kalkışlar umarım hızlı oturuşlarla sonuçlanmaz.
Bir kaç parça pazen kumaşım vardı, dün ne yapsam derken en çok kullandığım şeyi yaptım yastık. Kenarlarındaki ponponlar da ne zamandan beri duruyordu onlarda kullanılmış oldu. Havalar serinlemeye başladı bile, tatil sanki bir rüyaydı, rüya gördük ve uyandık gibi, güzel rüyalardan sonra uyanmak istememek gibi birşey, kış rutini ve Ankara'ya dönmek..

4 Eylül 2017

Geçtiğimiz gün yine sandığım ve ıvır zıvır dolaplarının içinde kaybolurken geçtiler elime. Geçmişin unutulmuşları "mendiller".
İki yıldır Ayvalığa gitmiyorum, ara sokaklarını, pazarını en çok da bit pazarını özledim, saatlerce gezsemde bıkmıyordum. Ah o güzel kaneviçeleri, emayeleri, çok özledim...
  

2 Eylül 2017

Peribacalarını ziyaret yıllar sonra tekrar kısmet oldu, günübirlik,  yorucu ama görsel olarak fazlasıyla keyifli bir gezi oldu. 
Gezimizi Uç Hisar, Paşabağı, Göreme, Avanos olarak sığdırabildik. 
Çınar'ın çamurla tanışması ve kendi üretimi ilk vazosu.
Günün sonu, bölgenin gece bambaşka bir güzelliği var, bunu çok yansıtabilmiş değil çektiğim fotolar, bir güne de sığdırılabilecek gibi değil, bizimki spontane bir yolculuk oldu ama yine de memnun kaldık.

1 Eylül 2017

Sonbaharın ilk günü Eymir... Temiz hava ve doğa ile kucaklaşma çabaları..