29 Nisan 2016

Bir ılınıp bir soğuyan hava ile hala uyum çalışmaları devam ederken, güneşin en parlak olduğu gün hemen atarız kendimizi kırlara, ilk papatya tacımızı da öreriz.
Ha gayret ilerleyen örgümde görüntü ortaya çıktıkça örme şevkim artıyor. 
Saksılara kedi tırnağı ve sardunyalar ekildi. Mutfak camı önüne birde biberiye. Kendi yetiştirdiğiniz bir bitkiyi yemeklerde kullanma keyfi. Saksıdan kopar, yemeğe at.

27 Nisan 2016

Bu yaramaz Çınar'ın camından sürekli beni gözetliyor. Birbirimize karşı hislerimiz var ama henüz yaklaşamadık. Böyle kaçamak kaçamak bakışıyoruz.
Ankara'nın dört bir yanındaki ip arayışları nihayet eski kullandığım marka olmasada ona eşdeğer farklı bir ip bulmamla sonuçlanabildi. Kırmızı battaniyenin birleştirmesine başladım. Umarım hızlı gider. Sonrasında dikiş projesi için kumaşlar toparlandı. Hadi bakalım...

23 Nisan 2016

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.....

20 Nisan 2016

 
 
Ufaktan girişmek lazım ama öyle açmışız ki arayı hala kapatamıyoruz. Elişleri ve ben asla ayrı düşünülemez birşey iken şu ara iki ayrı telden çalan şeyleriz. Biraz kumaşlara dalmalı belki, örgü de birleşmeyi bekleyen motifler var ben hala ip avındayım. Artık markamı değiştirip uygun birşeyle birleştirmeyi yapıcam sanırım. Birşeyler dikmek geliyor içimden, ruh hali bu iken çok beklememeli...

18 Nisan 2016

Yeni çiçekler dikiliyor, mesimi gelen çiçekler vazomuzu süslüyor. Bu mevsimi çok seviyorum..

8 Nisan 2016

Bahar geldi, günler geçti nihayet özlediğimiz havalara ulaştık.
Hatta geçen haftasonu göl kenarına attık kendimizi. Esen rüzgarla hem üşüdük hemde kapkara yandık döndük, bahar açılışını yapmış olduk. Onlar baba-oğul top oynarken ben manzaraya müteakip titreyerekten oturdum ama olsun yine de güzeldi.
Mevsim bahçelere dalma mevsimi.  Leylaklar başladı, gülleri bekliyorum şimdi...

Not; Gecikmeli ve ihmalkar blog yazıları için özür dilerim. Ne tamamen bırakabiliyor ne de düzene oturtabiliyorum. İlgilenip mesaj/mail  yazan herkese çok teşekkür ederim.

13 Mart 2016 Ankara


12 Mart 2016

Bu güzel havalara çok alıştık. Önümüzdeki hafta sıcaklıklar düşüşe geçecekmiş, tamda bahar temizliğine kolları sıvamışken , havalar güzel olunca evin her köşesi göze batar oluyor. Hava muhalefetine rağmen ev içi temizliklerine başladım bile. Gözüme batan bir diğer şeyde dükkandan kalan şeyler, kış sonu indirimi yapıp bol hediyeli iki battaniyeyi tekrar satışa sunuyorum yanında şal hediyeleriyle. Ayrıntı burada. Bana deryakuzusu@rocketmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

11 Mart 2016

En sevdiğim mevsim...

5 Mart 2016

Yine epey ara verdim. Halet-i ruhiye denen şey malesef klavyenin karşısına geçip birşeyler yapmama engeldi. Tv izlemeye korkar olduk. Sonra da buradan birşeyler paylaşmak zor geldi. Alışılırmı peki? herşeye alışıyor insan istede istemesede, alıştık demeyelim birlikte yaşamayı öğrenmek diyelim, alışmayalım. Bu arada boş duramadım tabiki, neler mi yaptım, onlar fotoğraflarda.  Not: Hala battaniye ipimi bulamadım, Kartopu sen nelere kadirsin,  motiflere devam..
Kahve keyfini es geçmeyiniz..
Arka balkonda unutulmuş sümbüllerden biri sürpriz yaparsa günün güzel sürprizdir. Şu ara birde mor favori ise
Alır başucunuza yerleştirirsiniz.
Örgü dünyası iyidir, düşünce dağıtır, kafa dağıtır, mutluluk yaratır, arasıra içinde kaybolmak sizi rahatlatır.
Vazgeçemediğiniz yerler, sizi bir şekilde kendisine çekerler, biraz oranın havasını almak, oralarda bulunmak huzur verir,
Geleneksel birşeyler kullanmak, onları hala hayatımıza dahil etmek mutlu eder insanı, değişmeden kalan birşeyler.. size eskileri, güzellikleri hatırlatan şeyler....

13 Şubat 2016

Yeni bir örgüye başladım iki gün önce, henüz birleştirme rengine karar vermedim. Şimdilik elimdeki ipleri rengarenk örmeye devam. 
Kırmızı şal bitti, kenar sıralar için malesef ipim yetmedi. Piyasada kullandığım örgü iplerimi bulmak bazen neredeyse imkansız oluyor, kırmızı şal da bundan nasibini aldı, bende şimdilik bu şekilde kullanmaya karar verdim.

7 Şubat 2016

Bir akşam ne yapsam dediğim bir vakitte tığa aldığım kırmızı şal aynı akşam epey bir ilerledi. Şimdilerde bitecek işler arasına katıldı beklemede. Bazen bir heves, bir hız ilerliyor ama sonlanması epey bir geç olabiliyor, sanırım bu şalda öyle olacak.
 
Müdavimi olduğum kahvemi keşke her zaman yerinden alabilsem, sıraya girip o mis gibi kokuyu içine çeke çeke alsam kahvemi, çantama attığım paket yol boyu mis kokusuyla bana eşlik etse. Ah İstanbul...
Ben hala ordayım galiba, en geç Pazartesi  Ankara'da olduğumu sabahtan başlayan okul ve kurs koşturmacasıyla anlayacağım :(