Bu Blogda Ara

12.03.2011

12 Mart 2011

Bu karlı günde dışarı hemde epey uzağa çıkmak doğru mu? çıksak mı çıkmasak mı derken. Sabahtan koyulduk yola, benim gecenin bir yarısı aklımdan geçirip de yanlış baktığım oyun günü yüzünden koştura koştura yetiştiğimiz tiyatrodan elimiz boş döndük. Hal böyle olunca önümüzdeki hafta için biletimizi şimdiden edinip, işi sağlama aldık. Neyse ki kuzum buna çok içerlemedi, derhal Kuğulu Park'a geçtik. Merak ettik bu soğukta kuğular ne yapmışlar diye.
Biraz izledik, biraz besledik. Neyse keyfimiz bozulmadı. Sıkı da giyinmişiz, soğuğu da hissetmeyince dolaşmaya devam ettik.
Tunalı'dan sapıp Kocatepe'ye oradan da Kızılay'a geçtik. Haftasonları Kızılay'ı seviyorum, aslında her daim kalabalık ama sanki daha bir başka oluyor tatil günleri.

Yer yer böyle kar yığınlarıyla karşılaşıp şaşırdık. Okuduğumu yanlış hatırlamıyorsam 1975 yılından beri yağan en çok karmış bu yılki. Üst geçitlerde de şaşırmaya değer miktarda karlar vardı. Mithatpaşa'da yürürken bir taraftan da azıcık yüzünü gösteren güneşle çatılarda birikenler eriyip tepemize birden bire inebilir diye çatıları kollayarak yürüdük. Yüksel Caddesinde mısır molası verdik. Oturup etrafımızdan geçen kalabalığı, insanları izledik.
Selanik Caddesinde ki Akman Bozacısını çok severim. Nostaljik gelir bana. Uğramadan geçmeyelim dedik. Çocukluğumda sokaktan gelen bozaaa sesleri ile boza benim için gizemli bir içecek iken, ilk denememde pek de beğenmemiştim. Zamanla değişen damak tatlarımdan biri daha olarak şimdilerde en sevdiğim içeceklerden birisi oldu.
Kuşlu kolye ile küpelerde bana kısa günün karı takılar.

4 yorum:

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

canım valla yine harika bir gün geçirmişsiniz..ankara karlıyken de bir başka.özledim ben de çok. hele akman bozacısı dedin ya nasıl da canım istedi. ben de çok severim orayı.ayrıca kolyen de süpermiş güle güle tak..öpüyorum kocaman..

derya dedi ki...

Tuğbacım bu sefer Ankara'ya gelişinde de Akman Bozacısında buluşuruz olmaz mı? :) Kızılaydaki de güzel Ulusta da var, hangisini istersen artık. Sevgiler... :)

Asortik Krep dedi ki...

Ben bu yazıya kesin yorum yazmışımdır diye düşünüyordum ama atlamışım.
İçim gitti, Ankara'ya çok gelmek istiyorum ama kısmet diyorum :)
Birde ana-oğul kale gezilerinize hastayım.Seni okurken hep geçmiş günler aklıma geliyor...
Lütfen tadını çıkar.Çabuk büyüyorlar.Çok sinirlendiğinde de bu dediklerimi aklından geçir lütfen.

derya dedi ki...

Asortik krep; Buyurun gelin ne güzel olur, bekleriz Ankara'ya :) Haklısınız şu hali bile şaşırtıyor beni minicik bebekti kucakta şimdi yanımda arkadaş zaman su gibi, ben yalnız olmanın ve kuzuyla kısa kısa da olsa mola veremememizin sonuçlarını yaşıyoruz bazen.