Bu Blogda Ara

2.06.2010

Geçen zaman ve aydaki anne..


Oğluşum hergeçen gün beni şaşırtmaya devam ediyor. Artık karşımda küçük bir adam var sanki. Teselli eden, kızıp sinirlenen, özleyen ve seven. Ama ben yeterince farkındamıyım, bu anları beynime kazıyabiliyormuyum, ne kadar anı yaşayabiliyorum bilmiyorum. Daha hissederek yaşamak isterdim. Sanki uzaktan izliyor gibiyim olaylara dahil olamıyorum çoğu zaman. Kendine bir gidişat çizmekle veya çizmeye çalışmakla çok mu meşgulum? Yine sorular, pişmanlıklar, keşkeler ve yanlışlarımın doğruları götürdüğü ben_sel sınavımdayım.


Ruhundaki boşluğu doldurmak, isteyip de yapamadıklarına hayıflanmak, birtanemin her sorusuna aynı sabır ve istekle cevap verememek, yalnızlığım, anneme özlemim, işe yaramazlık hissi, kaldırıp atmak isteyip de atamadıklarımız, hayatımızdan bir türlü çıkaramadıklarımız, bize verdikleri mutsuzluk çemberinde dönüp durmak, güvenilen dağların kar kaplanması, herşeye rağmen kendin olmaya çalışmak, yine yaşamak çok zor dediğim, toz pembelerimin uçuşup kaybolduğu, grilerin dünyamı kapladığı günlerdeyim. Ruhumdaki bu kalabalık beni çok yoruyor, agresif ve üretkenlikten uzak, konuşmak bile istemeyen bir tip yaratıyor. Tatilde, hep tatilde ve uzaklarda olmak istiyorum.

Bu hafta olan ilk iyi gelişme; aileye yeni katılan Rüya bebekti. Onunla yeniden tazelendim sanki. Ona dokunuşlarım ve onunla ilgilenişim terapi gibi geldi. Toparlamaya çalıştım kendimi.

İkinci iyi gelişme; kendimi bir kuaföre atmak oldu. Kapıdan içeri girdiğim andan itibaren binpişman çıkacağıma neredeyse emindim halbuki. Hep öyle olmuştur, şu 34 yıllık hayatımda ya bir bilemedin iki kez memnun ayrılmışımdır kuaförden. Saçaklı hallerimden bıkmış usanmıştım, amaçsızca uzayıp giden saçlar, hep aynı hep aynı, birde içten içe bunalıyorum ya saçlarımdan çıkarayım dedim hırsımı ve kestirdim saçlarımı. Ama ilk defa pişman değilim. Hatta kendimi her aynaya bakışta daha iyi hissediyorum. Değişim keşke sadece dış görünüşle olup bitse ama asıl olan insanın içindekiler,bakalım onları da değiştirmeyi, beğeneceğim hale getirebilmeyi başarabilecekmiyim. Orada bir tutam saçtan daha çok kurtulması gereken şey var. İç hesaplaşmalarım biterse ve doğa da yardım ederse bu kuyudan da çıkarım. Mucizemle hayatıma kaldığım ve atladığım yerlerden devam ederim.

3 yorum:

sibel dedi ki...

Yazın beni çok etkiledi ve seni çok iyi anlıyorum.Ortak noktamız çok.Şu aralar ben de tam bi çöküş yaşıyorum.Yapayalnız kimsesiz geldiğim Ankara'da bomboş günler geçiriyorum.6 yaşında bi kızım var ve bende onun hayal dünyasında onu yalnız bıraktığım için çok üzülüyorum.Saç olayına da geçen ay girdim kısa saçlıyım :)Mutlu edecek bişey de kalmadı:)

Nur... dedi ki...

İnsan bazen bu tür duyguların hepsini aynı anda yaşıyo sanki Derya Hanım. Bazen sıkılmışlık bıkkınlık, üzüntüler, sevinçler aynı anda sanki gelip giriyor hayatımıza. Ama sonunda mutlaka bi çıkar yol bulunuyor di mi.Belki de bu durumlar kısa bi süre içindir geçicidir. Nur...

neduk dedi ki...

Sen hiçbir şeyi yanlış yapmıyorsun. Bildiğinin maksimumunu uyguluyorsun.Daha ne olsun. İnsansın, bunlarda insânî duygular. Kendine yaptığın baskıyı kaldır, için ferahlayacaktır. Buraya koyduğun resimlerde senin hayatının bizim bilmediğimiz tarafı dışında o kadar güzel şeyler görünüyor ki.Tam bir kadının isteyeceği güzellikler.
Saçlarını gülegüle kullan. Değişiklik iyidir. Seni de yavrunu da uzaktan sevenler var, unutma. Bu yorumumu yayınlamayabilirsin. Sevgiler.