Bu Blogda Ara

1 Mart 2018

Bugünkü motiflerim. Biraz renk ekleme ihtiyacı duyuyorum yoksa hep birbirini tekrar eder gibi olacak. Mızıkçılık edip biraz önden gidince yaklaşık 50 motifim oldu. Kaldı 150. Şimdi biraz dinlenmeye geçip arkadaşlarımla aynı ilerlemek istiyorum. Kaçıncı motifteyiz?
Sabırsız davranıp açmalarını beklemeden hemen paylaşayım dedim. Üzüm sümbüllerim ve çiğdemlerim çiçek açmaya hazırlanıyorlar. O soğanları nasıl beceripte ta saksının kenarına ekebildiğimi bende bilmiyorum.
Dün özellikle akşam saatlerinde şakır şakır bir yağmur vardı sabah ise yine bir ilkbahar gününe başladık. Tam yanımızda dev bir beton yığınına dönüşmek üzere olan katledilmiş 2 katlı bahçeli mini mini bir evin dönüşümünün sinir bozucu seslerine rağmen pencereden baktığımda güneş pırıl pırıl, hava önceki günlere göre daha sert ama öyle çok değil. Öyle hava geçişleri var ki öğlen de kar gibi birşeyler uçuştu. Buna uymak çok zor.
Bu yolu tanıyanlar olmuştur belki, çok sevdiğimiz bir yer her yıl mutlaka durup o manzaranın kısa da olsa seyrini yapıp illaki fotosunu çektiğimiz o yer. Hikayesini öğrendiğimde paylaşmak istedim. 


BİR YOL HİKAYESİ - YIL 1938 - GÖKOVA - MUĞLA ...

Tarih 1938'di.
O yıllar Ege'nin kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyünde, bir muhtar halkla elele vererek önemli işlere imza atıyordu..
Muhtar aydın, çalışkan, çok sevilen, doğayı çok seven, çok bilge bir insandı..
Yörede nam salmıştı..
Köylüler muhtara besledikleri güvenle özverili çalışırdı..
Köylerine yol, köprü, okul gibi bir çok eser diktiler.
Ancak, bölge bataklıktı...
Tüm ova sivrisinek yuvasıydı..
Bu nedenle sıtma gibi salgın hastalıklar köylüyü canından bezdirmişti..
İnsanlar ölüyordu..
Muhtarın o güne kadar 8 kız çocuğu olmuş, 4'ü maalesef ölmüştü..
Son çocuğu erkek doğdu.
Muhtar erkek çoçuğun şerefine halkına söz verdi.
O bataklık kurutulacaktı.
Çünkü bataklık kurursa, sıtmanın da kökünü kurutacaklardı..
İnsanlar yaşayacaktı..
Dönemin valisi de çalışkan, görev bölgesini ve bölge halkını düşünen, üstelik muhtarı çok seven biriydi.
Muhtar ve köylüler valiye gittiler. 
Bataklığı ve onun neden olduğu hastalıkları anlattılar.
Vali, muhtarı ve köylüleri dinledi.
Bilim insanlarına danıştı..
Sonunda çare bulundu...
Bataklığı besleyen sularını kesmenin tek yolu okaliptüs ağacıydı..
Lakin ülkede bu ağaçtan yoktu..
Yörede yaşayan dünyaca ünlü bir yazar girdi devreye..
Avusturalya'dan yüzlerce Okaliptüs fidanı getirildi.
Köylüler kadın erkek hep birlikte işe koyuldu.
Fidanlar 3 kilometre boyunca tüm ovaya cetvelle çizilmiş gibi karşılıklı dikildi.
Ve ağaçlar büyüdükçe bataklık kurudu
Sivrisineklerin ve hastalıkların da kökü kazındı..
Böylece muhtar, erkek çocuğunun şerefine halkına verdiği sözü tutmuş oldu...
Bugün Marmaris'e ya da Datça'ya karayoluyla gelenler, Sakar'dan Gökova'ya indiklerinde iki tarafı dev okaliptüs ağaçlarıyla çevrili uzun ince bir yola hayran kalıyorlar.
Çok kişi bir mola verip, o seyri doyumsuz yolda fotoğraf çektirir.
Bu yoldaki Nostaljik ve otantik ortam herkesi büyüler.
İnsanlar o yeşil tünelden Akçapınar Köyüne gidip çay, kahve, ayran içer. Bu yolda, yeni evlenen çiftler fotoğraflar çektirirler.
Bir çok dizi, film ve şarkı klipleri o yolda çekilmiştir..
O muhtar Gökova köyü muhtarı Mehmet Gökovalı..
O dönemin valisi Recai Güreli..
O fidanların Avusturalya'dan getirilmesi için devreye giren ünlü yazar Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı...
Peki, muhtarın oğlu kim biliyor musunuz?
Şadan Gökovalı...
Muhtar Mehmet'in oğlu..
Halikarnas Balıkçısı'nın manevi evladı..
Bir bilge adam...
Bir bilim insanı...
Bir doğa aşığı...
Bir turizm rehberi...
Bir arkeoloji uzmanı...
Bir yazar...
Bir şair...
Bir gazeteci...
Prof. Dr. Şadan Gökovalı...

Kaynak; 

8 yorum:

ezgi dedi ki...

Yolun hikayesi çok güzelmiş Derya'cım. Teşekkürler paylaştığın için.
Motifler konusunda epey ilerlemişsin. Bugün 39. gün , dinlenmek için epey günün var.. Yoksa erken bitecek senin motifler :)
Tam bahar habercisi olmuş senin sümbüller :) Çok severim.

Derya dedi ki...

Teşekkürler Ezgicim beğenmene sevindim, evet kaptırıp fazla gitmişim olsun beklerim araya dikiş işlerini alacağım, bende çok seviyorum sümbülleri :)

Zeugma dedi ki...

Motifler birer sanat eseri. Hayran hayran inceledim. Gerek renk gerek desen olarak harikuladeler. Aynı büyüklükte olmaları da cabası. Tebrik ederim Derya.👌👏👏
Ben de günde 1 motif ama neredeyse hep aynı örnekle renk renk bir battaniye sahibi olacağım inşallah. 33 motifim oldu. Birazcık da ilk ördüklerim ama begenmediklerim var. Bakalım nasıl bir şey olacak bitince:)

Zeugma dedi ki...

Okaliptüsların sivrisinek için çare olduğunu biliyordum da bu güzel hikayeden haberim yoktu. O yolu görme isteğiyle dolup yazdım bir kenara.
Çok tesekkurler Derya..

Derya dedi ki...

zeugma; Çok teşekkür ederim, emek verilmiş her motif güzeldir olsun aynı model olması da sorun değil bugüne kadar hep öyle örüyorduk zaten, ilk örülenlerde dursun kenara köşeye eklenir onlarında anısı var "ilk" onlar, rengarenk eminim çok çok güzel olacak ellerinize sağlık :)

Derya dedi ki...

zeugma; Umarım Gökovadaki bu ağaçlıklı yolu siz de bizim kadar seversiniz, ve en kısa zamanda görüp o film karelerinden çıkmış gibi o anı yaşarsınız. Ben teşekkür ederim sevgilerimle.. :)

NOWACRAFT dedi ki...

O yolu birkaç defa gördüm ve hayran olmamak mümkün değil. Ama hikayesi çok daha hayranlık vericiymiş, bugüne kadar duymadığıma üzüldüm. Zevkle okudum, paylaştığınız için çok teşekkürler.
Çiçekleriniz bol bol açsın, motiflere gelince kolaylıklar dilerim.

Derya dedi ki...

Nowacraft; Rica ederim, çok teşekkürler :)