Bu Blogda Ara

17.04.2012

17 Nisan 2012

Eski işlemelerimi nasıl değerlendireceğimi bilememiş, bir yastık delisi olarak bir parçasını böyle yastık yapmıştım, kalanlar yine bohçasında dolapta bekliyor. Hem kullanabilmek hem koruyup muhafaza edebilmek istiyorum, çok şey istiyorum biliyorum şimdi düşünüyorum hala ne yapabilirim diye.
Kumaşlarımı da elden geçirdim, birşeyler yapasım var. Kare kare birleştirmeyi seviyorum. Zaten kumaşlarımdan kalan parçalardan ancak o tarz birşeyler olabilir, en azından sevdiğim kumaşlar bir örtüde birleşmiş olur. Kısa sürede girişeceğim bu işe. Pratik terzilik denemeleri devam ediyor zaten, ev ahalisinin ufak tefek tadilatları falan hepsini ben yapıyorum artık.
Yukarıdaki bıcır kumaş kuzunun bebeklik çarşafıydı. Pazen kumaştan, bir bebek çarşafını ne kadar kullanıp eskitirse o kadar kullandık bizde. Anı olarak sakladığım bebeklik eşyalarıyla bir kutuya kaldırsam mı yoksa yumuşacık bir pijama haline mi getirsem karar veremiyorum. Bazen böyle kenar köşedeki şeyler dürter durur beni, kimi zaman pişman olurum keşke saklasaydım derim, kimi zaman da iyiki değerlendirmişim derim.
Dikiş makinesi kurulmuşken ve hazır yaz da geliyorken, şile bezi kumaşla bu kaneviçe işlemeleri birleştirip bir gömlek veya elbise yapmak da aklımdan geçmiyor değil. Bazen görüyorum hint işi kıyafetler satılan yerlerde salaş ve öyle çok model, örnek gerektirmeyen basit birşey, tabi yapabilirsem.
Kullanılabilecek her malzemeyi danteli, işlemeyi gözden geçirip bir şile bezi çalışması denemek istiyorum.
Geçiş dönemi yeni çıkan sebze ve meyveler yine benim elimi kolumu bağlayan en büyük sorun. Marketler, manavlar kafam kadar çileklerle dolu. Es kaza buralardan kuzuyla geçiyorsak vay halime. O ister, ben almak istemem, çocuğa derdini anlatamazsın derken zor durumlar yani. Ama kaç kaç nereye kadar eninde sonunda almak zorunda kalıyoruz tabi, yavaş yavaş domates, salatalık, çilek almaya başladık. Ulus'taki sebze halini severim, bir marketin manav reyonundan daha alınabilir bir yer gibi gelir bana, orayı en az iki üç tur dolanırım, mümkün olduğunca gerçek çileğe benzeyenini, bu konuda burnuma da güvenirim, koklarım falan olabilecek kötünün iyisini bulup alırım. Zaman ne kötü daha da kötüye gitmez umarım. Ballar sahte, çileklerin spreyle kokutulduğu, bir gecede büyütülen salatalıklar, tavuk yiyin ilaç almanıza gerek yok deniyor mesela, antibiyotiğinden anti depresanına vitaminine kadar veriliyormuş çünkü artık paranoyak oldum, ciddi ciddi korkuyorum alışveriş yaparken ne aldım diye. İş üreticilerde ve bilinçli tüketicide bitiyor.

Dün okul sonrası uzun süredir bir türlü birleştirmeyi başaramadığımız puzzle setini yaptık kuzuyla. İkinciden sonra kuzu yavaş yavaş başka oyuncaklara kaysada tamamladık. Resmini de çekti. Bloğumu teftiş edince görsün diye ekledim bende.
Dün sardunyalarla ilgili bendeki etkilerine cuk oturan bilgiler öğrendim. Sardunyaların insan üzerinde olumlu pek çok etkisi varmış, uyku probleminiz varsa mesela yanıbaşınıza koyun bir sardunya. Ben en çok her şartta koşulda, filizlendirilen her şekilde çabucak toprağa tutunup büyüyüp gelişmesine hayrandım. Dün dinlediklerimden sonra daha da çok sever oldum. Saksılarda da bir düzenleme yapıp sayılarını biraz daha çoğaltıcam, her renk olsunlar. Resimde ki kaktüs benimle beraber büyüyüp bugüne gelmiş son jenerelerden. Sürekli buradaki gibi yavrulayıp devam ediyor yaşamına, bugüne kadar hep yavruları devam ettirdik, kendisini muhafaza etmediğim için pişmanım ne kocaman olurdu kimbilir.

10 yorum:

Nilhan - Küçük Mucizem dedi ki...

Dantellerini nasıl saklamışsın öyle bayıldım. Kahvaltı tabağın beni doyurmaz ama çok iştah açıcı :)

TUĞBA'NIN DÜNYASI dedi ki...

Canım fotolara yazdıklarına bayıldım ve yine keyifle okudum. Evin detaylarına zaten ayrıca bayılıyorum masal gibi.Geçenlerde ben de kaktüs alıcaktım vazgeçtim sonra da pişman oldum. Şimdi seninkini görünce de alasım geldi yine bakalım bulursam alırım pek severim ben kaktüs:)Bu arada biz de çileklere başladık valla her meyve de sebzede bir şey buluyorlar ne yiyeceğimizi şaşırdık. Bu arada bana bir mim gelmişti ben cevapladım ve sana da pasladım. İstersen blogdan bakabilirsin. Umarım sen de cevaplamayı seviyorsundur.Öptüm kocaman

anne kaleminden dedi ki...

ben de ulustaki hali çok seviyorum. 40 yılda bir ancak yolum düşüyor malesef keşke yakın olsaydım. çilek almaya daha başlamadık direniyorum :) ama pazen pijamalar bence seneye kışa hazır olsun, öyle güzel olur ki yumuşacık ve sıcacık :)

mihrimah dedi ki...

canım benim merhaba uzun zamandır yorum yazamıyorum ama hergün ziyaretine geliyorum.rana efnanın gözlüğe alışma dönemi henüz bitmediği için çok fazla açamıyorum pcyi.bendede değerlendirilmeyi bekleyen o kadar güzel işler varki ..sen çabucak değerlendir bana da örnek olsunlar inşallah.kaktüsün çok güzelmiş.ben çok severim ama evimde hiç yok maalesef.kiracılık bu merakımı yok ediyor yavaş yavaş...sevgiler...

modabahar dedi ki...

Artık alışverişe gidince raflara bir başka bakıyorum.Dolanıyorum alacak bir kaç şey bulabiliyorum.Tavuk ise hiç yemiyorum.One öyle yazdıklarından bir daha ürktüm.Onlar artık tavuk değil:))

SARP DENİZ dedi ki...

merhaba,
DErya hergün blogunu takip ediyorum yazılarını okumaktan çok zevk alıyorum.Sarpdenizlihayatblogspottaki Sarp'ın annesiyim.Ben de senin gibi cath kidston severim ve bugun bir kozmotik mağazasında cath kidston desenli makyaj çantası gördüm ve hemen aldım aklıma hemen sen geldin ve bir tane de senin için aldım.Eğer adresini mailime gönderirsen sana göndermek istiyorum ve bunda çok büyük mutluluk duyacağım.mailim isilturan@yahoo.com

ÖRGÜÇANTAM dedi ki...

bende de var böyle kanaviçeler bekliyorlar şimdi:))

şile bezi bluzu iyi düşünmüşsün harika olacağından eminim.

Derya Kuzusu dedi ki...

Nihan; Çok saklarım bu anlamd atam bir çöpçüyüm ben itiraf ediyorum :) vücudu bu biçimde beslenmeye alıştırınca sofradan tok bir şekilde kalkılıyor gerçekten.

Tuğbacım, mimi gördüm tabiki cevaplarım canım teşekkür ederim. Ahh Tuğba ne vardı azıcık yakın olsaydın evimizde de ağırlamak isterdim seni, belli mi olur belki de olur, kaktüsün anısı var bende ama genelde de severim, öpüyorum tuğbacım ;)

Nihancım, bizim yol üstünde o yüzden şanslıyız bi parça. Bizde baba da biaz turfanda sever olunca benim etkim azalıyor tabi, içim gidiyr dolaptan alıp yedikçe Çınar.
Pijama yap diyorsun yani, bencede ya ne güzel yumoş yumoş :)

mihrimah; Fatmacım, Rana inşallah kısa sürede alışır gözlüğüne, şimdi takması ilerisi için iyi diye biliyorum, daha geç takınca sürekli takmak gerekiyormuş ileriki yaşlarda diye duymuştum. Elimden geldiğince yapıyorum bendeki iniş çıkışlar izin verdikçe, öpüyorum sizi :)

modabahar; Aynı dertten muzdaribiz arayışlar içindeyim sürekli, nerede doğalmış köymüş köylüler satıyormuş onları bakıyorum, pazarları kaçırmıyorum, kesinlikle tavuk değil onlar, gezip dolaşan tavukların sası kokusu olur ve öyle tavada iki dakikada pişmez, burdan pay biçin artık :(

Sarp Deniz; Merhaba, yorumunuzu okuyunca çok şaşırdım ve çok sevindim, beni düşündüğünüz için çok teşekkür ederim. Blog dünyasının sürprizleri böyle zaman zaman yakalıyor beni, çok sevindim çok merak ettim :)

örgüçantam; Çok seviyorum kaneviçeyi, bakalım becerebilirsem bluzu, inşallah o parçaları heba etmem :)

Rozerin'in Annesi dedi ki...

kanevicelere bayildim canim...:))...bendede var bir kac tane ceyzimde sakliyorum annecigimin yaptiklarinda..:))yanliz gozum son resimdeki vazonun uzerindekine takildi harika bir sey...bir ara paylasirsan sevinirim denemek isterim eger izin verirsen modeli???
Bu arada bende yaptiklarimi bloguma koydum..:))

Derya Kuzusu dedi ki...

Rozerin'in annesi; Kaneviçelere bayılıyorum, tabiki ne izni aşkolsun vazonun dışına örmüştüm, ayrıntılı paylaşırım, yaparsınız sizde. Merak ettim hemen bakıyorum ve sizi de listeme ekliyorum :)